Hayat ve Hatırat: Gitmek mi zor, kalmak mı?

0
322

Kıbrıs’a her gelişimde aynı soru ve cevaplarla zor anlar yaşıyorum. Karar alıp vermek nedense çok zor oluyor. Gitmeye karar verip de hareket gününe kadar bu tür gel gitler ile uğraşırken kendimi önce uçakta, sonra da vatanımda buluverdim. Nihayet gelmiştim ve kavuşmuştum.. Düzene ayak uydurayım, aman şunu da göreyim, bunu da yapayım diye bir maraton başlayıp sürürken bir de baktım ki tatlı bir telaşla başlayan günlerim çabucak geçivermiş.

Bu yazımda sizlere ziyaretim boyunca önüme çıkan fırsatları değerlendirdiğim memleket günlerimden kısaca bahsetmek istiyorum. (Aslında yazacak o kadar çok gözlem, o kadar çok konularım birikmişti ki; bir türlü hangisinden bahsedeyim bilemedim.)

Mevsim itibariyle yaz ve hava çok sıcak. Birkaç kez hamam suyu gibi ılık Akdeniz’in sularında serinlerken mazideki çocukluk günlerim aklıma geliverdi. Her hafta sonu Durmuş dayım ve 11 çocuğu, Meryem teyzem ve 8 çocuğu, bizim aile koca bir otobüse dolup Lefkoşa’dan Girne Karakız’a gider orada piknik ve deniz sefası yapardık. O zamanlar Girne Rumların egemenliğindeydi ama biz yine de giderdik. (Şimdilerde deniz kenarında Eziç Peanuts diye bir restoran hizmet veriyor.)

Ben aslında çok iyi dostlara yatırım yapmışım. İyi ki de öyle yapmışım. Geleli aylar oldu. Birkaç her zamanki özel ve güzel akrabam hariç diğerleri varlığımdan haberdar bile olsalar kalkıp da arama zahmetinde bulunmadılar. Demek ki atasözleri boşuna yazılmamış. GÖZDEN UZAK OLAN, GÖNÜLDEN DE UZAK OLURMUŞ!!! Sağ olsun arkadaşlarım, komşularım, vefalı birçok dostum bana o kişileri aratmadılar.

Sevgili Fazilet Avukat benim Girne Belediyesi Türk sanat müziği koro arkadaşım. Onun gibi birçok lise arkadaşım, yeğenlerim, komşularım var. Günlerimi dolu dolu geçirebileceğim birçok hobilerim de var. Aslında arkadaş yapmakta hiçbir zaman da zorlanmadım desem yeridir. Kıbrıs’a ayak basar basmaz Lefkoşa Çağdaş Müzik Derneği’ne üye oldum. Haftasına kıyafetler dikildi ve birkaç hafta içerisinde de açık alanda 2000 kişiye yakın seyirci karşısında, aralarında Türkiye TRT sanatçılarının da yer aldığı muhteşem bir konser gerçekleştirdik. Duyduğum gurur, mutluluk o kadar çoktu ki, kelimeler kifayetsiz kalır anlatmakta.

Konserden elde edilen gelir ise SOS kimsesiz çocuklara bağışlandı. Başta şefimiz Esin Tünay ve tüm koro arkadaşlarımı candan kutlarım. Önceden ayarlanmış olan Çanakkale konserine maalesef ben katılamadım. Fakat onların K.K.T.C’yi temsil etmelerini büyük bir gurur ile izledim. Ardından Girne Belediyesi’nin denize karşı yaptırdığı devasa amfitiyatroda Ankara’dan gelen ve BİR BAVULA NE SIĞAR? isimli tiyatroyu izlerken acayip duygulandım. Onların yıllar önce yaşadıklarının benzerini aslında ben de 1963 ve 1974’te yaşadım. Savaş denilen canavar ne büyük bir illet ve unutulmayacak yara imiş. Yıllar geçse bile derin izler maalesef silinemiyor, her fırsatta gizli gizli kanamaya devam ediyor.

Günlerim sırasında vaktimi ziyaretler ve kültür turlarına ayırmakla beraber her fırsatımda sıcak bile olsa hafta sonu turları ile Rum kesmine de gidip gözlemler yaptım. Memleketimde bazen çok yabancı hissettim kendimi. Acaba bu benim bildiğim eski Kıbrıs’a ne oldu dediğim çok oldu. Etrafta birçok ecnebi türemiş. Moldovyalı, İranlı, Pakistanlı, Gürcistanlı Türkmenistanlı, İngiliz, Alman, Vietnamlı velhasıl kara çarşaflısından, peçelisinden tutun da yarı çıplak gezenine varıncaya kadar birçok karma kültüre ev sahipliği eden bu küçücük ada benim doğup büyüdüğüm yer. Herkes için ev ve vatan olan bu yer bana mı çok geldi diye sorguladım kendimi.

Ne kalabiliyorum ne bırakıp gidebiliyorum. Aslında her gelişimde yeniden doğduğum bu vatan çok iyi geliyor bana. Diğer tarafta ise Avustralya’da bıraktığım köklerim, özlemlerim… Burda iken onları düşünüp hem dönmek hem de kalmak istedikçe, istekler ve özlemler arasında git geller yaşıyorum.

Kıbrıs birçok egemenliklerin gelip geçip iz bıraktığı kültür açısından çok zengin bir cennet adadır. Eksikleri yok mu? Tabii ki de var. Mesela sağlık sistemi fakir halk için çok zor. Özel hastahanelerde bakım ne kadar güzel ve özel ise halk için bir o kadar zayıf ve zorluklarla dolu. Devlet dairelerinde de sistem şart. Bazı yerlerde dayınız var ise işiniz hemen olur biter, yok ise beklersiniz. Fakat bu da başka sorun işte. Çünkü Avrupa Birliği yardımlarını Rum kesmi alıp Türk kesmi azınlık olarak görüldükçe ve elinden geleni ardına koymayıp devlet olarak tanıyıp tanıttırmadıkları sürece çözüm olayı imkansız bence.

 

Şimdilik burada bırakıyorum. Başka bir yazımda buluşuncaya kadar şen ve esen kalınız.

Ben izlemeye ve üretmeye devam edeceğim..

Kıbrıs’tan sıcak selamlar ve saygılarımla…

Çimen Suphioğlu
KKTC

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here