Ferhat Özkurt

EMPATİ

Merhaba,
Bugün itibariyle siz değerli okurlarımız ile hayata dair birçok konu başlığı altında buluşmayı hedefliyorum. Bazen, birlikte gündelik hayatın kargaşasından uzaklaşarak kendimizi bambaşka bir boyutta bulacak, bazen ise tam bu kargaşanın içerisinde gündemin nabzını tutan konuları kendimizce irdeleyeceğiz. Hedefimiz hiçbir kitle, kurum ya da kişi olmamakla beraber, bazen tatlı tatlı eleştirirken bazen de hayatın bu enteresan durumları karşısında olagelmiş tuhaflıklardan dem vuracağız. Bazen evrene, uzaya, bilime dair. Bazen ise insan, psikoloji, sosyoloji üzerine düşüneceğiz. Bunları yaparken çokça eğlenecek, bazen de kızacağız. Umarım her daim asıl amacımızın bakış açıları arasındaki farkı eleştirmek değil, onları kabul eden bir bağlamda, çok olasılıklı bir evrenin parçası olduklarını ve aslında ne kadar da eğitici olabileceklerini kavrayabilmek olduğunu hep hatırlayabiliriz.

Bu minvalde ilk yazımın konusu olarak “empati” yi seçtim ve empati hakkında yazmak
istedim. Empati, herkesin araştırdığında ilk önüne çıkan tanımıyla eşduyum ya da duygudaşlık
anlamına gelir. Halk arasında “kendisini bir başkasının yerine koyma” olarak bilinir. İnsan, bir
başkasının duygularını içinde bulunduğu durum veya davranışlarındaki motivasyonu anladığında ve
onu içselleştirdiğinde empati yapmış olur. Her ne kadar tüm dünyanın ihtiyacı olan mutluluğu
formülündeki en önemli malzeme olsa da, insanlarca pek kullanılmayan ya da kullanılamayan bir
olgudur.

Empati eğer doğru uygulanır ve suistimal edilmezse, ki bu da bir empati yapanı empati
yapmaktan vazgeçiren en büyük unsurdur, birçok çatışmanın önüne geçilmesi kuvvetle muhtemeldir.
Empati, hoşgörünün kaynağıdır. Eğer hoşgörü bir buz dağı olsaydı denizin altında kalan o büyük
ancak görünmeyen kısım empati olurdu.

Zaman giderek hoşgörülü ve anlayışlı davranan insanların azaldığı ve aksi yönde davranan
bencil ve düşüncesizlerin çoğaldığı bir noktaya doğru ilerliyormuş gibi gelse de esas durum karşı
tarafı anlamanın daha bebekken genlerimize işlenmiş olmasıdır. Bu demektir ki empati, her insanın
içerisinde bulunan güdülerden biridir. Ancak her güdü gibi geliştirilmedikçe körelir. Eğer bizler
empati yeteneklerimizi geliştirebilirsek, iletişim becerilerimizi, çatışmaları çözebilme kabiliyetimizi ve
çok yönlü bakış açısına sahip olabilmeyi başararak sosyal anlamda daha donanımlı insanlar olabiliriz.
Bilimsel olarak ele aldığımızda beynimizde bulunan ayna nöronları, ki bunlar beynimizin
geliştiği doğum öncesi dönemde dahil, empati yapma yeteneğini bize sağlar. Bu nöronlar her insan
beyninde olduğu gibi az ya da çok olsa bile bu nöronların kullanımı arttıkça çoğalır. Basit kas
sistemleri gibi düşünün. Beyin sonuçta bir kastır ve kullandıkça büyür.

Peki empati olmazsa ne olur? Empati olmazsa ön yargı oluşur ve ön yargılı toplumlar gelişir.
Bu o kadar hazindir ki, ön yargılı toplumlarda bir ön yargıyı kırmak, atomu parçalamaktan daha
zordur.

Şimdi size benim karakterim böyle diyerek sosyal hayatta eşini, çocuğunu, arkadaşını ya da
çalışanını anlamayanlar için bir ipucu vermiş olayım. Onlar bir şekilde mutsuz olduklarından ya da
empati yapmaktan korktuklarından dolayı, karakterlerinin ardına sığınırlar. Kimi bulunduğu
pozisyonu dolduracak yeterli bilgiye sahip olmadığı için, kimi daha önce sıkı bağlar ile bir insana
bağlanamadığı için bu şekilde davranır. Ancak bizi biz yapan karakterimiz, düşüncelerimizle oluşmaya
başlar.

Düşüncelerimiz, duygularımıza dönüşür, duygularımız ise davranışlarımıza. Davranışlarımız
alışkanlıklarımıza dönüşür, alışkanlıklarımız ise karakterimize. Artık bir insan karakteri hakkında size
bir şeyler söylüyor ise aslında düşünceleri hakkında, bakış açısı hakkında size ipucu veriyor demektir.
Bunu bilmek birçok konuda olduğu gibi sizi bir adım daha anlamaya yaklaştırır. Anlamak ise
onlara karşı empati yapmaya ve belki de hoşgörülü olmaya…
Tekrar görüşene kadar esenlikler dilerim.
Hayat bilince güzel…

Ferhat Özkurt
Melbourne

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu