Cengiz Kaya

DÜNYANIN TEK İŞE YARAMAZ CANLI TÜRÜ

Sevgili takipçiler,

Bu kez Korona ve dünya gündemi ile ilgili yazmadım.

Omicron sonrası hayatımıza girecek yeni varyant “Deltamicron”dan da yazmadım.

İlk defa bir domuz kalbinin insana takıldığını da yazmadım.

Siyasetten, adaletsizliklerden, çalma-çırpma, israftan…

Savaşlardan, mültecilerden, fakirlikten, açlıktan, insan hakları ihlallerinden, uyuşturucudan…

ABD’de devam eden S.. tarikatı davasından, Kraliyetin başını ağrıtan York Dükü Andrew iddalarından, enflasyondan, borsadan, batan-çıkan holdinglerden pandeminin değiştirdiği ve değişecek iktidarlardan da yazmadım…

Açlıktan ölen Kuzey Kore halkının rızkını, süpersonik füzelere yatıran Diktatör Kim’i de yazmadım.

Ve dışarıdan asker çağırıp, halkının üzerine kurşun yağdıran Kazak diktatoryasını da yazmadım.

Sadece, insan denilen bir canlı türünün kendimce kısa belgeselini karaladım.

İnsanı diğer biyolojik canlılardan ayırt eden en bariz fark, insanın doğuştan cahil, güçsüz, beceriksiz, korumacı olmadan yaşama şansı olamayan bir canlı türü olması.

Sayıları çok az canlı türü insan ile benzerlik oluşturur.

Diğer ifadeyle;

Yaşamda (fine tune) yani hassas dengede insan, günümüz ifadesiyle de ekolojik sistem de yeri olmayan bir biyolojik türdür.

İşte bundan dolayı insan, ekolojik sistemi tahrip eden yegane canlı türü olarak kendini ortaya koyar.

İnsan hariç hiçbir biyolojik canlı -af edersiniz- yediği sofraya pislemez…

Doğanın bir parçasıdır, doğayı hep tamir ile meşguldür.

İnsan ise; Vur, Kır, Yak, Tahrip et, Al geriye verme…

Kişi başı bir ömürde 44 ton çöp üret

Argo deyimle, İçinde neyim var ki, Abbas’ın soluğu zihniyetiyle ve ganimet bulmuşçasına hareket eder.

İnsanın bu ekolojik sistemde yerinin olmadığını, yani bu dünyalı olmadığını, istilacı kemirgenler gibi hal ve hareketleri ortaya koyduğu davranışlarından anlıyoruz.

Doğanın bilinci olsa, insanoğlunun kahrını bir gün bile çekmez, sırtından kaldırır atar.

İnsanın tahribatı bu şekliyle devam ederse kaçınılmaz son mutlaka başına gelecektir.

*****

Şöyle bir izahi açılımda bulunsam, benimle aynı fikirde olur musunuz bilemem.

Mikroorganizmalardan tutun, her çeşit böcek, hayvan ve bitki ekolojik sistemin vazgeçilmez ve olmazsa olmaz üyelerinden biridir.

Bu üyelerin kendi aralarında oluşan birliktelik ve ilişkiler yerküredeki canlılığı sağlayan yegane oluşumdur.

Örneğin bazı bitkilerin yaşamlarının devamı bir fare dışkısına bağlıdır.

Özellikle sıcak havalarda etin üstünü iki dakika açık bırakmaya gör. İnsanlar tarafından hiç de sevilmeyen kurt sinekleri hemen doluşur. Sonra da oturup, kebab için hazırlayacağın etin başına gelenleri kendi gözlerinle gör ve gözlemle.

Bu kurt sineklerinin yerküreden yok oluşu ile belirli bir zaman sonra dünyada bütün yaşamın yok olacağını bilim insanları ortaya koymuş durumda.

Fakat, bu kurt sineklerinin aksine, insanın yok oluşu, dünyadaki yaşamın daha da mükemmelleşerek devam edeceğini yine bilim insanları ortaya koyuyor.

O halde, yerküredeki canlı yaşam için hayati önem taşıyan bir kurt sineği kadar öneme ve değere sahip olmayan insanın bu yerkürede işi ne ?..!, varlığı neden ?..!

Yukarıda da belirtildiği gibi, nereden, hangi açıdan bakılırsa bakılsın insanın bu gezegene ait olmadığı çok bariz bir şekilde görülüyor.

Evrim teorisinin mucidi Charles Darwin’in kafasını orangutanlar karıştırmasa, o da benimle aynı düşünürdü galiba.

İşin latifesi bir tarafa, Köroğlu’nun dediği gibi, tüfek icat oldu mertlik bozuldu

Ben dedemden daha akıllı olmayabilirim, fakat dedemden daha çok şey bildiğimi iddia edebilirim.

İlk bilgisayarların, mobil telefonların müzelerde yerlerini almaya başladığı günümüzde, dünya ekonomisini, dünya siyasetini, coğrafyayı, tarihi, tıbbı, tarımı, teknolojiyi aklımıza ne geliyorsa kesinlikle dedemden de, ebemden de daha çok biliyorum.

Mantı tarifinden tutun da, James Webb uzay teleskobunun uzaydaki oturacağı yörüngeyi bile biliyorum.

Herkesin her bildiğini dürüp büküp attığı kutuya, yine dürüp büküp cebime attığım bir kutu sayesinde biliyorum ve herkes de biliyor.

Ne bilmek istersem onu biliyorum, keyfime kalmış.

Bir ekran iki tuş, bilmek istediğim tak saniyesinde karşı da.

Tek bilmediğim:

Bir insan olarak nerden geldim, nereye gidiyorum…

İyi haftalar

Cengiz Kaya
Melbourne

En az son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Özellikle Avustralya Türk toplumunun geçmişini ve bugünkü durumunu çok iyi bilmektedir. Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’a uzun süre danışmanlık görevi yapmıştır. Ülkede yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip etmekle beraber gördüğü yanlışlık veya haksızlıkları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu