Hüseyin Coşgun

DİJİTAL TEHLİKE VE Z KUŞAĞI

Eskiden çocukları dışardan içeri alamazken şimdi odasından dışarı çıkartamıyoruz. Çekirdek aileden odasına kapanan, elindeki iletişim araçlarına kitlenen bireyler yüzünden atomik aileye geçmiş durumdayız. Yani evde kanlı canlı anne baba kardeşler dururken, Avatarlardan oluşan sanal bir aileye dahil olduk. Dijital kültürün egemen olduğu bir çağdayız: Bu çağın en öne çıkan aktörleri, Z Kuşağı.

Nedir bu Z kuşağı biliyor muyuz?

Bilmiyoruz. 

Fakat bu bilmediğimiz dünya hakkında birçok kişinin boş boş ve bilmiş gibi konuştuğunu çok görüyoruz. Z kuşağı diye adlandırdığımız, oyunlardan başını kaldırmayan, telefonu elinden bırakamayan, tiktok videosu icin şekilden sekle giren, Instagram, Twitter, Facebook bağımlısı, 2 dakikada bir telefonuna bakmazsa sinir krizi geçiren, odasına kapanıp sabahlara kadar sanal alemde vakit geçiren bu gençleri sakın suçlamayın.

ŞUÇLU SİZSİNİZ.

Topu taca atmayın. Bu çocuklar sizin eseriniz! Eserinizden değil kendinizden şikâyet edin! Yıllarca mal mülk sahibi olayım derken ihmal ettiğiniz, nasıl büyüdüğünü anlamadığınız çocuklar, bizlerden alamadıkları sevgiyi, ilgiyi, muhabbeti sanal alemlerden aldı. Doğa boşluk kabul etmiyor. Kalp boşluk kabul etmiyor. Sorunu iyi tanıyamazsak, doğru sorular soramayız; yanlış sorular sorarız, yanlış soruların da doğru cevabı olmaz, hiçbir zaman.

Çok geç kalmış sayılmayız, en azından akşam yemeklerinde bir araya gelmeniz. Yemek esnasında sohbet etmeniz, sohbet esnasında asla telefonları yanınıza almamanız aranızdaki iletişimin yeniden kurulması adına etkili bir ilk adım olabilir. İşten yorgun gelip televizyon karşısında vakit geçireceğimize çocuklarımızı karşımıza alıp konuşmamız, onlara vakit ayırıp onların kendilerini önemli hissetmelerini sağlamamız bizi onlara yakınlaştıracaktır. Evinizde şeytanın dijital silahları değil, Allah’ın rahmetiyle muhabbet ve sohbet olsun. 

2 saat 13 dakika süren, aldatmayı, sahtekarlığı, adam öldürmeyi normalmiş gibi gösteren, yuvamızın temellerine dinamit koyan dizi ve sabah programlarının evimizi, beyinlerimizi kirletmesine izin vermeyelim. Yoksa siz o dizileri, eğlence programlarını izlerken elinizin altından bir nesil kayıp gidecek. Çocukların eline telefonu verip, tablet bebeği haline dönüştürmeyin, unutmayın ki ağaç yaş iken eğilir. (Daha o dizilerin karı koca iliskilerine verdiği zararı ayrıca bir yazıda yazmak istiyorum.)

Bakın tehlike çok büyük uyanın kendinize gelin, çocuklarımız kitleler halinde deizmin ve ateizmin kucağına düşüyor. Haz Hız ve kısa yoldan zengin olma hırsıyla düşünme melekelerini yitiren, hızın, hazzın, ayartının kölelerine dönüşüyor. Çareyi film, müzik, spor, finans, medya, sanal medya endüstrisinin zihni körleştiren, beyni felçleştiren dijital aleme kaçmakta buluyor yalnızca!

Daha da önemlisi, eğer gerekli önlemleri hem Türk toplumu, STK’lar ve aileler olarak alamazsak, korkarım, Avustralya’da, İslâmi yaşam ve Türk kültürümüz, birkaç kuşaklık bir zaman dilimi içinde unutulmaya yüz tutabilir. 

Devamı haftaya…

Hüseyin COŞGUN
Melbourne

1982 Ankara doğumlu. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Ankara’da tamamladı. 2000- 2011 yılları arasında devlet memurluğu yaptı, 2011’de ise sağlık sorunları sebebiyle görevi bırakmak zorunda kaldı. 2012 yılından bu yana eğitim ve iş imkanları için Avustralya’da yaşamakta. Kitap okumayı, sinemayı ve topluma faydalı sosyal projelere katılmayı çok seviyor. Halihazırda Medeniyet Tasavvuru okuluna devam ediyor ve gelecek adına insanlığa katkıda bulunmak istiyor. Evli ve 2 küçük kız babası.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu