Dereden Tepeden: Sürgün

0
178

Takvimler bazen hüzün bazen de sevinç getirir insana, benim için her 18 Mayıs hüzünle gelir ve hüzünle gider. Genelde hem dernekte, hem cemiyette hem de kahvedeki dostlar tarih hassasiyetimi bildikleri için o gün daha az gülerler ve daha az konuşurlar. Neden 18 Mayıs ve neden hüzün, bunun için Aziz okuyucu, yakın tarihe bakmak lazım.

Kırım Tatarlarının 1944’te, hepsinin Sibirya’ya sürgün edildiği gündür 18 Mayıs.

Bir sabah saat 4’te bütün Kırım’daki Tatarların (Kırım Türklerinin) kapıları çalınır ve kendilerine 40 dakika verilir sürgüne hazırlanmaları için. Daha sonra 22 gün sürecek hayvan vagonlarındaki acı yolculukları başlar. Bütün Kırım Türklerinin %46’sı bu yolculukta ölür. 22 gün süren bir milletin en acı ve uzun yolculuğunda tarifsiz acılar, dramlar, facialar yaşanır. Son durak Sibirya, Kazakistan, Özbekistan… Şeytanlaştırılmış bir topluluk… O kadar kötü bir propaganda yapılmış ki, vardıkları yerde herkes onların hain, kötü, hırsız, canavar, şeytani bir topluluk olduklarına inanmış ve kesinlikle ne onlarla diyaloga geçiyor ne de onlara yardımcı oluyorlar. Uzun günler, aylar, yıllar izole edilmiş hayatlarında ayakta kalmaya çalışıyorlar. Sonrasında Özbekler onları tanıdıkça kabul ediyorlar, kabul ettikçe seviyorlar ve kendilerinden bir parça olarak sayıyorlar. Sovyetin birçok farklı yerindeki Kırım Türkleri zamanla Özbekistan’da bir araya geliyorlar. Kendi kültürlerini, dillerini, dinlerini de burada yeniden yeşertiyorlar; bir gün Yeşil Ada Kırım’a dönme ümidiyle.

Muhterem okuyucu, benim Kırım Türklerinden haberdar oluşum evvelen bizim gençlik yıllarımızda Abdülcelil Kırımoğlu’nun Sovyet’in Sibirya sürgünündeki açlık grevi ve bu grevin dünyadaki yankıları, ardından uzun yıllar kimsenin cesaret edemediğ Sovyeti, Moskova Kremlin Sarayı önünde protesto etmeleri ve Sovyet’in yıkılışını hızlandıran toplum olmalarıydı. Ardından usta yazar Cengiz Dağcı ile tanışmam, bütün eserlerini okumam ve sonrasında anlatılanları yerinde görmek için Kırım’ı ziyaret edişim. Dünyanın en güzel köşelerinden birisidir Kırım, ancak asırlar boyu bu gözelliği başına hep dert olmuştur ve en sonunda da yine Rus işgaline uğradı maalesef. Kırım Türklerinin kaderi de Kırım’ın kaderi ile ortaktır son 3 asırdır. Rus işgalleri ve katliamları ile doludur Kırım Türkü’nün son 3 asırlık tarihi.

En büyük hayalim dünyanın dört bir tarafına saçılmış olan Kırım Tatar Türklerinin bir gün çok güçlü bir diaspora yapılanması ile Kırım’daki kardeşlerine hem maddi hem de manevi açıdan yardımcı olmalarıdır. Düzenli kültür, dil, sanat, edebiyat… merkezlerinin açılması, Milli Mekteplerin artırılması, daha düzenli ve başarılı hale getirilmesi, Kırım Tatarcası ile daha çok yayınlar yapılması konusunda anavatanlarına daha çok destek olmaları en büyük hayalimdi ve hala da öyle.

Kıymetli Okuyucu, Kırım Tatarları yaklaşık 50 yıl süren mücadelelerin sonunda 1989 yılından itibaren anavatanlarına dönmeye başlamışlar, Kırım’ı yeniden vatan edinme mücadelelerini başlatmışlar. Bu dönemde hem idari engellerle, hem maddi engellerle mücadele etmişler ve birçoğu ki, 1996 yılına kadar 282.000 Kırım Tatar Türkü anavatanlarına yeniden dönmüş, bütün bu zorluları aşarak Kırım’a yerleşmeyi başarmışlardır. Günümüzde nüfusları 330.000 üstündedir. Umarım gelecek günleri barış içerisinde daha da güzel olur. Sizler de bir gün Cengiz Dağcı’nın eserlerinden bulursanız tavsiyem muhakkak okuyun. Ne okuyalım diye aklınızdan soru geçiriyorsanız ilk tavsiyem “Korkunç Yıllar” ardından da “Yurdunu Kaybeden Adam” olacaktır. Gurbeti, özlemi bir eser de iliklerinize kadar yaşamak istiyorsanız “Anneme Mektupları” muhakkak okumanızı tavsiye ederim.

Sağlıcakla Kal Saygıdeğer Okuyucu.
Fatih Güneş

*Yazarın “Dereden Tepeden” adlı köşesinde yayınlanmış önceki makaleleri:

1- Vira Bismillah!

2- Toplum Gönüllülüğü

3- Gönüllülüğe Devam…

4- Okumak Her Derde Deva

5- Safımız Belli Olsun!

6- Sosyal Çevrede Korona Görüşleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here