Dereden Tepeden: Mankurt ya da Trol

1
109

Aziz Okuyucu,

Geçen yazım dost meclislerinde çok konuşuldu, epey bir tebrik ve teşekkür mesajı aldım. Okuyup mesaj, email gönderme ve bizzat arayıp tebrik etme nezaketinde bulunan tüm can dostlara buradan şükranlarımı sunuyorum. Kırım ile ilgili yazı yazmaya devam edeceğim ancak bu yazımda bütün eserlerini severek okuduğum sadece Beyaz Gemi romanının sonunu sürekli eleştirdiğim hatta bizzat defalarca kendisine yazdığım ve bir seferinde de kendisine sorma şansı yakaladığım ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un 10 Haziran ölüm yıl dönümü. 10 Haziran 2008’de aramızdan ayrılan ünlü Türk Dünyası yazarı Cengiz Aytmatov aynı zamanda önemli bir Kırgız kahramanıdır. Manas destanından esinlendiği eserleri dünyada 176 dile çevrilmiş, eserleri 140’a yakın ülkede yayımlanmış, severek okunmuş ve hala en çok okunanlardan olmaya devam etmektedir. İlk okuduğum eseri Elveda Gülsarı ile hayatıma giren büyük ustayı evvelen saygı ile anıyorum.

Kitap okuyan saygıdeğer okurlarımız Cengiz Aytmatov deyince herhalde 1957’de çıkan ilk eseri Cemile’den başlayarak 2007’de yazdığı en son eseri, “Ebedi Nişanlı-Dağlar Devrildiğinde”ye kadar birçok eserini hatırlayacaklardır. Özellikle 1980’de yazdığı ilk romanı “Gün Olur Asra Bedel”i hatırlamayanımız yoktur. Bu romanın en çok akılda kalan kahramanı ya da tipi Mankurt’tur. Bu, zamanla dilimize de düşünce dünyamıza da girmiş, çok ciddi karşılık bulmuş, ilgi çekmiş bir kavram, kavramdan öte bir felsefi yaklaşım olmuştur. Bu kavram sadece Türkçemizde değil bütün dünyada ilgi ve kabul gören bir kavram haline dönüşmüştür.

Değerli Okuyucu, Nedir?, Kimdir Mankurt? Mankurt deyince bir parça günümüz trollerine de benziyor. Mankurt düşünmez, emredileni yapar, başkalarının maşasıdır, belli menfaatler karşılığında değer adına ne varsa satar, terk eder, arkasını döner aynen troller gibi. Onlara da bir şeyler öğretilir, ağa babaları hadi şuna saldıracağız deyince hiç sorgulamadan, insaf ve izanı ahirete göndererek salyalar akıtır. Karalama, iftira, yalan, hakaret, küfür… İşlerinin sermayesidir. Karşısındakini dinlemez ki, dinlemeyince zaten anlamaz. İnternet ortamlarında bu tiplerle karşılaştığınızda cevap vermeye, ikna etmeye, bir şeyler anlatmaya çalışmayın; sadece selam deyip kendi hallerine bırakın, böyle yaparsanızMankurt tipli trolleri esas o zaman cezalandırmış olursunuz; yoksa normal insan yerine koyduğunuzda bunları ödüllendirmiş oluyorsunuz, kendilerini insan hissediyorlar ve yine, yeniden karakterlerini göstermeye devam ediyorlar. Ne kadar küfür, hakaret, salya… O kadar ekmek bunlar için. İşte Mankurt deyince ilk elden aklıma modern Mankurtlar gelmişti, sizlerle paylaşayım istedim.

Cengiz Aytmatov Mankurt kavramını, tarihine küsen, geçmişini unutan, ailesine, mensup olduğu milletine, öz değerlerine yabancılaşan ve gayesi olmayan insanların mensup oldukları milletleri uyarmak için kullandı. Burada uzun uzun Mankurt nasıl oluru anlatacak değilim ancak toplumumuza yabancılaşma da bunun bir başlangıcıdır. Onun için Aziz Okuyucu, çocuklarımızı, dostlarımızı, komşularımızı hep yakınımızda tutalım ki yalnızlaşıp, yabancılaşmayalım. Binlerce muhteşem eser var güzelim Türkçemizde. Ne olursunuz okuyalım, okumayı teşvik edelim. Akşamları 15 dakika da olsa aile okuma saati yapalım. (Keşke 45 dakika yapabilsek ama olmuyorsa 5 dakika ile başlayalım.) Dilini kaybedenin başka kaybedeceği çok şey kalmamış demektir ve artık bunu Mankurtlaşma bile tanımlayamaz.

Sessiz Gemi romanı ile ilgili uzun maceramı da bir gün umarım burada sizlerle paylaşırım. Benim için sonu hep hayal kırıklığıdır. Bir başka eserinde o kaybolan gencin bir Kırgız kahramanı olarak döneceği umuduyla Cengiz Aytmatov’un bütün yazılarını, romanlarını heyecanla okdudum lakin maalesef umduğumu bulamadım. Bir gün roman yazarsam o kayboluştan başlamak ve kıyıya çıkan gencin hayata nasıl sarıldığını ve neler yapabildiğini yazmak isterim.

Bu arada köşe komşum Aziz Üstad, okuma deyince hep andığım, gerçek bir kitap kurdu, okuma müptelası Altan Sancar (Okyanus Ötesindeki Yalnız Adam) beyden bir ses çıkmıyor son haftalarda. Umarım yeni yazılarını, okumalarının değerli birikimlerini köşesinden yeniden takip etme bahtiyarlığına erişiriz.

Yüzünden tebessüm hiç eksik olmasın Aziz Okuyucu, Sağlıcakla kal…

*Yazarın “Dereden Tepeden” adlı köşesinde yayınlanmış önceki makaleleri:

1- Vira Bismillah!

2- Toplum Gönüllülüğü

3- Gönüllülüğe Devam…

4- Okumak Her Derde Deva

5- Safımız Belli Olsun!

6- Sosyal Çevrede Korona Görüşleri

7- Sürgün

1 Yorum

  1. Teşekürler hocam güzel bir yazı olmuş örfleri adedleri yasatmak dili unutmamak icin cocuklarımızı ana dillerine yöneltmek ve türkce eserler okumaya teşvik etmeliyiz kaleminize sağlık

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here