COVID’e kokuyla tespit: Sydney’den araştırmacılar “kazı-kokla” testiyle hastalığı erken teşhisi hedefliyor

0
180

“Kazı ve kokla testi” doktorların tespit edilemeyen koronavirüs vakalarını başka herhangi bir belirti vermeden belirlemelerine yardımcı olabilir.

Sydney’deki Kolling Institute’ten ve Royal North Shore Hospital’dan araştırmacılar, hızlı ve erken uyaran bir tarama testi geliştirme ümidiyle, koku kaybı ile koronavirüs arasındaki bağlantıyı araştırıyor.

Koku kaybı (anosmia), artık resmen COVID-19’un yaygın bir belirtisi olarak kabul ediliyor ve ateş ile öksürük gibi diğer ayırt edilebilir belirtilerden önce meydana gelebiliyor.

Royal North Shore’dan Endokrinoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rory Clifton-Bligh, koku kaybı testinin vakaların erken tespiti için değerli bir yöntem olabileceğini, daha fazla bulaşmayı önleyebileceğini ve tedaviyi hızlandırabileceğini belirtti.

Uzman, “İnsanlara eğer koku kayıpları yoksa COVID-19 olmadıkları gibi yanlış bir algı vermek istemiyoruz, fakat bu bağlantıyı kullanmak istiyoruz” dedi.

Royal North Shore’un SMELLY (pis kokulu) çalışmasıyla 100 katılımcı bulunması ve Pennsylvania Üniversitesi’nin güçlü ve köklü Smell Identification Test (Koku Tanımlama Testi) kullanılarak koku duyularının test edilmesi amaçlanıyor.

Doç Dr Clifton-Bligh, “Bu kaliteli bir kazı ve kokla testi” dedi.

Katılımcıların limondan salatalık turşusuna, meyan kökünden dumana ve motor yağından terebentin yağına kadar 40 farklı kokuyu ayırt etmesi istenecek.

Uzman, “COVID’ın tüm kokuları değil de bazılarını almayı engellediğini görmek kesinlikle muhteşem olur” diye konuştu.

Hastalarca bildirilen koku kaybının güvenilmez olduğu, çünkü birçok kişinin bunun farkına varmadığı bildiriliyor. Koku kaybı konusundaki tek çalışma, 60 COVID-19 hastasının katıldığı İran’da yapılan küçük bir proje ve kişilerin yüzde 98’inde ölçülebilir koku kaybı meydana gelirken, yüzde 73’ünde ortadan ciddiye kadar koku kaybı belirlendi.

Clifton-Bligh, “Bizim çalışmamız, COVID-19 testleri pozitif çıkan kişilerin koku kaybını objektif olarak değerlendirecek ve sonuçlar virüs taşımayan kişilerinkiyle karşılaştırılacak” dedi.

Araştırmacılar, Pennsylvania Üniversitesi’nin koku testinin yüksek hassasiyetle COVID-19 hastalarının belirlenmesinde kullanılıp kullanılamayacağını, ayrıca hastanelerde ve yaşlı bakımevlerinde ucuz ve kolay hızlı tarama testi olarak kullanılabilirliğini bulmayı hedefliyor.

Düzenli şekilde test edilmesi gereken sağlık çalışanları testi kullanabilecek ve testten kalırlarsa rahatsız edici burun-boğaz örnek alma testine tabi tutulacaklar.

Clifton-Bligh, “COVID için bir kazı-kokla testi önermek için gidilecek çok yolumuz var, fakat o yaklaşımı geliştirmek için bu bir adım” dedi.

2,6 milyondan fazla kişinin yer aldığı Nature dergisinde yayımlanan Londra’daki King’s College çalışmasında, koku ve tat kaybının, COVID-19 testleri pozitif çıkan semptomatik kişilerde, negatif çıkanlara göre (yüzde 21) daha yüksek oranda görüldüğü (yüzde 65) tespit edilmişti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here