Cengiz Kaya Yorumluyor: Kurban Bağışı ve Şeffaflık

0
294

Kurban bayramına çok az bir zaman kaldı. Dini cemiyetler, vakıflar ve cemaatler kurban toplama kampanyaları için yoğun bir çalışma içerisine girecekler.

Keşke dini cemaatlerde olduğu gibi sosyal cemiyetlerimiz de bu kampanyalara dahil olsalar. Kurban kökü itibariyle dini bir vecibedir. Fakat dini cemiyetlerin ve kurumların tekelinde değildir, sosyal cemiyetler yapamaz diye de hiçbir kural yoktur. Neticede fakirler için bir yardım toplama kampanyasıdır.

Kurban toplama kampanyalarının Avustralya’da 1992’lerde başlar. İlk başlatanlar da Avusturalyalı Türkler olarak bilinir. Bu kampanyalar her yıl başarıyla devam eder.

26 milyon nüfuslu Avustralya’nın %2.6 müslümanlardan oluştuğu tahmin edilmektedir. Yani burada yaklaşık 800 bin civarında müslüman bir nüfus var diyebiliriz.

Burada kurban ibadetinin dini içeriklerine girecek değilim. Alanım da değil zaten.

Çok taktir ettiğim kurban toplama ve dağıtma kampanyaları gerçekten çok büyük bir sosyal yardımlaşma içerdiği için her yönüyle desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.

Dünyanın birçok bölgesinde, dişine et değmeyen milyonlar var.

Senede bir defa da olsa fakirlere ulaşıp, onları et ile buluşturmak gerçekten çok büyük bir insani davranıştır.

Sosyo-ekonomisi gelişmiş ülkelerdeki insanların, bulundukları yerde kurban kesmelerini ve birbirlerine ikram etmelerini hep yadırgadım.

Avusturalya’da olup da et alamıyorum diyen tek bir kişiye rastlamak mümkün değil. Mevsimsel olarak bir kilo domates, bir kilo etten daha pahalıya satılıyor. Zengin ile fakir arasında ET bir uçurum değil. Fakir de zengin de aynı eti yiyebiliyor, hem de istemediği kadar ve isterse her gün et yeme imkanına sahip. Dolayısıyla kurbanların Avusturalya dışında ihtiyaç sahiplerine gönderilmesi en vicdani bir davranıştır.

Kurban toplama kampanyası yürüten kurumlar, hiçbir zaman ne kadar kurban topladıklarını resmî olarak açıklamazlar. (Bunu da hiç anlamış değilim)

Yine tahmini rakamlara göre 150 bin civarında kurban toplandığı sanılmaktadır. Parasal rakam olarak da aşağı yukarı $22 milyon dolara tekabül ediyor.

Avustralya’da kurban kesen hemen hemen yok, olsa da çok az bir kesim Avusturalya’da kesmeyi tercih ediyor. Yine büyük bir kesim, yurtdışındaki yakınlarına göndererek kurban vecibelerini yerine getiriyor.

Avustralya’da toplanan kurbanlar, yurtdışındaki ihtiyaç sahipleri için mükellefler adına kesiliyor ve de yerlerine ulaşıyor

En azından ben böyle biliyorum, ve de öyle inanıyorum…

Bazı art niyetli söylentiler her mevsim kulaktan kulağa duyulur. Bence ciddiye alınacak bir tarafı yok.

Bu vesile ile kurban kampanyası başlatan her bir kuruluşa içten sevgi, saygı ve takdir ile teşekkürlerimi iletirim. Kolay bir çalışma değil, ve büyük emek gerektiren bu kampanyalar, gönüllülük üzerine yürütülüyor.

••••••••••

Sayfanın birinci yüzü bu. Şimdi bir de ikinci yüzüne bakalım

Kurban toplama kampanyaları için yürütülen bu hummalı, meşakkatli özverili çalışmalar keşke diğer sosyal faaliyetler için de yapılabilse.

Örneğin, uyuşturucuyla mücadele, şiddet gören kadınlara sığınma evleri, mülteci ve göçmenlere yardım ve danışmanlık, savaşlar ve insan hakları ihlallerine karşı dik duruş, kadına şiddet, çocuk işçiler ve istismarları, çevre duyarlılığı ve ağaçlandırma vs…

Eğer yapılıyorsa da ben görmedim ve de duymadım.

Hiç kimse kusura bakmasın, gerçeklerle yüzleşmek zorundayız…!

Gönüllülük, “biz bu işten para kazanmıyoruz” savunmasını doğrulamıyor..

Keşke, bu kurban toplama kampanya çalışmaları için “Allah rızası“ denilmese…..!!!

Kurban toplama kampanyaları kurumlar arası bir rekabete dönüşmüş görüntüsü veriyor.

Afişler, reklamlar, ilanlar, tezgah açmalar, tek tek ziyaretler, telefon ve mesajlarla ulaşmaya çalışmalar.

Bu rekabeti ”hayır ve iyilikte yarışma” nın ötesinde, kendi kurumuma daha çok nasıl kazandırırım köşe tutulmaları olarak algılıyorum..

Diğer alanlarda da yeterince faaliyet görmeyince, kurban toplama kampanyaları dini vecibelerin en hummalı ve özveriyle çalışılması gereken, yegane hükmüymüş kanısına varıyor insan.

Oluşan kanaat; “Pastadaki pay hiç de fena değil….”

Cemiyetlerin, teşkilatların, cemaatlerin, vakıfların kendi harcamaları ve masrafları için de yapılıyor.

Hayır diyen çıkabilir mi ?

Eğer “hayır” diyenler varsa içtenlikle tebrik eder özür dilerim..

Uzun yıllardır, kurban kampanyaları bir gelir ve rant ayıbı olarak sırtımızda duruyor…

İddaalı olmamamakla beraber “Allah rızası” sadece manşetlerde kullanılan iki kelimeden ibaret kalıyor gibime geliyor…

Nasıl mı?

Açalım…

Avustralya’da bir kurban ücreti olarak 150 ila 250 dolar arasında bağış alınıyor. Gönderilenlerin  çoğu, Asya, Afrika, uzakdoğuya gidiyor.

O ülkelerde bir kurban 30 ile 100 dolar arasında kesiliyor.

Mükellefin kurban parası olarak verdiği meblağın yaklaşık %50si kurumun kendi kasasına gidiyor.

Yani aynı zamanda kurumların gelir kalemlerinden birini de oluşturuyor.”

Kurban toplama kampanyası yapan kurumların hemen hemen hepsi (non profit organisation) geliri olmayan, giderleri bağışlarla karşılanan kurumlardır.

Burada bir yanlış anlaşılmaya kapı açmamak için, kurum görevlileri bu paraları kendi özel ceplerine atmıyor. Kurumlarının giderleri için de kullanıyor.

Buradaki eleştirimizin özeti şudur:

Her bir kurum kendi giderleri için kurban bağışlarından değil de, başka başka kalemlerden gelir edinme yollarına baksalar, en azından senede bir yapılan bu bağışın, kuruşuna dokunmadan hepsini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalarını arzu ederim..

Bir kurban yerine iki kurban kesilsin çok mu fena olur..

Yok, senede bir defa gelen fırsatı kaçıramayız deniliyorsa, o zaman da herkesi ŞEFFAFLIĞA davet ediyorum..

Açık sözlü olunsun, bir şeyler saklanıyor, gizleniyor algısı oluşmasın..

Daha anlaşılır bir dille;

Örneğin;

Arkadaş senden $150 kurban bağışı aldık, $ 100 kurban için ödedik, $50 de bize kendi masraflarımız için kaldı…demek ne ayıp ne de günah..

Yapılan masraflar için veya kuruma kalan para için, kurban bağışı yapanlara en başta bildirilmesini tavsiye ediyoruz.

Böylece bir şeyler saklanıyor gizleniyor şaibesinden kurtulursunuz.Eğer vergi dairesinin takibine takılmaktan dolayı çekinceler varsa, o mesele vergi dairesi ve kurumun kendi arasındaki muhasebe meselesidir.

Şaibesiz, şeffaf, açık, hesap verilebilen çalışmalarınız temennisiyle.

İyi haftalar..
Cengiz Kaya

Yazar hakkında
Kendisi son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Avustralya’da yaşayan Türk toplumunun geçmişini ve bugünü çok yakından bilmekle beraber Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’ın uzun süre danışmanlık görevi de yapmıştır. Özellikle Avustralya’da yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip eden ve gördüğü yanlışlıkları veya hataları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here