CENGİZ KAYA YORUMLUYOR – He yav, he he…

0
372

Başarı: Eşit şartlarda maratona başla! işaretiyle koşuda birinci gelmek demektir.

Avustralyalı Türkler olarak bu ülkede yarışa eşit şartlarda başlamadığımız bir gerçek.

Fakat yarım asır da az bir zaman değil…

Un, şeker, yağ varsa helva yapmasını bilen yer.

Un, şeker, yağ olduğu halde uğraşı vermeyip oturuyorsa; helva yapanın helvasını yer.

Yani bir başkasına bağımlıdır.

Yaşadığımız ülke Avustralya’yı tanıdım tanıyalı bu ülkede un da, şeker de, yağ da mevcut.

Başarının yolu birinci derecede “EĞİTİM” sokağından geçer.

Elbette eğitimsiz hayat da olur, Avustralya’da her seviyedeki bireye göre de yer vardır.

Çocuklarımızı eğitime yönlendirmedeki sorumluluk, birinci derecede aileye düşer.

Eğitimsiz ailelerin, çocuklarını eğitime yönlendirmeleri çok zordur.

Kelin tırnağı olsa kendi başını kaşır…

Eğitimsiz ve vasıfsız göçmenler olarak bu kıta ile tanıştık.

Elbette bu bir bahanemiz olabilir, fakat bu bahaneyi dipsiz bir kuyuya atmamızın zamanı çoktan geldi ve geçti bile.

Avustralyalı Türkler olarak başarılı bir toplum olduğumuzu ifade edebilmek için şu dört ana dinamiğe sahip olmamız gerekiyor:

• EĞİTİM

• ENTEGRASYON

• EKONOMİ

• SİYASET

Bu dinamiklerin, şu anki toplumumuzdaki yeri nedir diye sorduğumuzda verilecek cevapla, toplum seviyemizi de ortaya çıkarmış oluruz.

Sizce Avustralyalı Türkler olarak bu ülkedeki seviyemiz nedir?

Boyumuzun, kilomuzun, etkimizin, yetkimizin, tepkimizin kapsadığı alan nedir?

Bazı akademisyenler sayısal çoğunluğun önemini işaret etseler de, bence çoğunluktan çok nitelik daha önemli.

Yeter ki, kendi enerjimizi sinerjiye dönüştürmesini bilelim.

Bu ülkede bir enerjimiz var, fakat kıymetini bilemiyoruz, har vurup harman savuruyoruz.

Nasıl mı?

Kendim gurbet elde vay vay, gönlüm sılada…

He yav he he…

50 seneden beri aynı türküyü sabahtan akşama kadar söylemekten ne sen bıktın, ne de bana birgün yüzü gösterdin…demekle haklı burada yetişen neslimiz.

Artık kendini gurbet elde görme, bu biirrr.

Sıladaki gönlünün de en az yarısını yanına al, bu da ikiiii…

Elbette kimse gönül işine karışamaz, bu sevdadan vazgeç de diyen yok zaten.

Fenerbahçe-Galatasaray, ama burada da Essendon-Collingwood var.

Sıladaki siyasi partilerin bütün milletvekillerini, belediye başkanlarını öz geçmişiyle birlikte bilirken burada kendi bölgemizdeki milletvekilinin adını bilmiyoruz.

Gurbet dediğin memlekete yerleşmediğimiz müddetçe, gurbetçi kalmaya devam ederiz.

Sadece Victoria parlementosunda birkaç milletvekilimiz var, aynı şekilde belediyelerde birkaç temsilci.

Diğer eyaletlerde oda yok.

Siyasetin dışında, bürokraside de sıfır çekiyoruz.

Victoria’da gururlandığımız birkaç iş insanımızın haricinde, ekonomide de başarılı olduğumuz söylenemez.

Türkler denilince kebabçı çağrışımının yanına başka çağrışımlarda eklenmelidir.

*****

Dünya son iki seneden beri tatile çıktı, bu tatil elbet birgün bitecek…

Öyle ümit ediyoruz.

Ne olursa olsun bir şekliyle, er veya geç bu korona illetinden kurtulacağız.

Fakat işimiz gerçekten çok zor.

Eski alışkanlıklarımızı devam ettirme isteğimiz bizi çok zorluyor.

Koronalı hayata alışmamız hiç de kolay olmuyor.

Ancak insan zamanla birçok yeniliklere uyum sağlıyor.

Aile ziyaretleri iki aydan beri yapılmıyor, misafirleşme alışkanlıklarımız bile yozlaştı.

Sosyalleşmeden çocuklar mahrum kalıyor, yepyeni bir hayat şekilleniyor.

Bu yenilik insanlığı nereye nasıl bir devreye taşır kestirmek kolay değil.

Öte yandan kapanma ve aşı karşıtlığı gittikçe çoğalıyor.

İnsanlar hastalığı kabullenseler de, kapanmaların süresi uzadıkça sabır sınırları da zorlanıyor.

Cehaletin alıcısı her devir de ilmin, akıl ve mantık alıcısından kat kat daha önde gider.

Sürenin uzaması, komplo teorisyenlerine pazarda tezgah açmalarını daha da kolaylaştırıyor.

Bu cehalet pazarında tezgahın başındaki kişiler hele de tanıdık simalar olunca koronayla mücadele de o kadar zorlaşıyor.

Yakında Avustralya yüzde yetmişin üzerinde aşılanacak.

Onlara göre herkes çipli, zombileştiler, bir de bu yüzde yetmiş kısırlaştı, artık çocuk sahibi olamayacaklar, olsa bile beş gözlü, üç dudaklı maymunlar olacak.

Ne diyelim, mikrofonu tutan konuşuyor.

He yav he he…

*****

Her gördüğüne para olarak bakan kapitalist anlayış yüzünden dünyadaki aşılanma adaletsizliği çok bariz şekliyle devam ediyor.

Benciller önce biz dedikçe, aşılanmanın az olduğu hatta hiç olamayan fakir ülkelerdeki yeni varyantlar gelip kendilerini de vuruyor.

Bu illet öyle çok bilinmeyenli bir denklem ki, benden çıkıp, bize dönüşmediği müddetçe daha uzun yıllar Korona ile yaşamak zorunda kalacağız.

******

Cumartesi Melbourne’de aşı ve kapanma karşıtı gösteri yapılacakmış.

Geçen gösterilerden ders alınmadıysa bu defa sahra hastaneleri kurmak zorunda kalacağız.

Polisin yetkisi acilen artırılmalıdır.

Zerre kadar müsamaha gösterilmemelidir.

Evde kapalı kalanların da bir sabır sınırı vardır…

İyi haftalar.

Cengiz Kaya
Melbourne

Kendisi son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Avustralya’da yaşayan Türk toplumunun geçmişini ve bugünü çok yakından bilmekle beraber Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’ın uzun süre danışmanlık görevi de yapmıştır. Özellikle Avustralya’da yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip eden ve gördüğü yanlışlıkları veya hataları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here