Bir Yudum Sağlık: “Vücudumuz Bahçeye Benzer”

0
406

Merhaba sevgili Avustralya Postası okurları!

Ne mutluyum ki vatandan uzak diyarlarda, gurbet ellerde, Avustralya Postası,
siz okurlara ulaşmam için bana bir fırsat tanıdı. Öncelikle kendilerine çok teşekkür ederken ‘Bir Yudum Sağlık’ başlıklı bu ilk çalışmamla başlatmış olduğumuz yazı dizimizin de hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 

Her iki haftada bir paylaşılacak yazılarımda ana hatlarıyla sağlık, sağlıklı yaşayarak başarmanın ve mutlu olmanın sırları, insan ilişkilerinde pratik çözümler ve siz okurların isteklerine göre konular işlemeye çalışacağım.

Yazı serisinde çoğu zaman, uzmanlık dalım olarak akupunktur noktalarının sağlığımızla olan ilişkileri ve faydaları üzerinde duracağım. Ayrıca beslenme hakkında, bazen de güncel sağlık bilgileri ve güzellik konularına dair paylaşımlar yapacağım.

Peki “Bunları kim yazıyor?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim, bu sorunun cevabını Avustralya Postası’nın geçtiğimiz günlerde kısaca hikayeme yer verdiği yazıda bulabileceksiniz. Ama yine de biraz ailemden, doğup büyüdüğüm yerlerden, Türkiye’den ve şuan Avustralya’da yaşama sebeplerimden söz etmek istiyorum; nitekim bu, Avustralya’da bana en çok yöneltilen sorulardan biriydi.

Dedelerim, Komunizm’in Sovyetler Birliği’ne gelmesiyle beraber, asırlardır yaşadığı toprakları, Tataristan’ı bırakıp, kendileri için ulaşılması en kolay yer olan Doğu Türkistan’ın Çevçek şehrine göç etmiş ve yerleşmişler. Sevgili anne ve babam ailelerinin sonradan yerleştikleri Çevçek şehrinde dünyaya gelmişler, oralarda liseye kadar eğitim almışlar.

1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti kurulduktan birkaç yıl sonra, üniversite eğitimi almak üzere Pekin’de yaşamaya başlamış büyüklerim. Onların eğitimi devam ederken, 1955-1958 yıllar arasında Çin ve Sovyetler Birliği’nin anlaşması ile akrabalarımız aşama aşama, neredeyse tümü kendi topraklarına, yani Tataristan’a gitmek üzere Sovyetler’e dönmüşler. Annem ve babam ise eğitimlerini bitirip öyle gideriz diye düşünmüşler. Aslında onlar eğitimlerini bitirdikten sonra “Urumçi’yi Moskova gibi şehir yapacağız!” hayaliyle bir süre ayrı kalmak istemişler, ama iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kesilince bir ömür akrabalardan uzak yaşamaya mecbur kalmışlar.

Ben Urumçi’de dünyaya geldim; anne ve babamın eğitim durumları sebebiyle Pekin’de onlarla beraber yaşadım. İlkokul çağıma geldiğimde, ailem Pekin’de iş imkanı olmasına rağmen, çocuklar kendi kültüründen uzak kalmasınlar diye Urumçi’ye geri dönmüşler. İlkokul tahsilimi Çin Komunist sisteminde sadece devletin üst düzey memurlarının çocuklarının okuyabileceği özel okulda tamamladım. Orta ve lise tahsilimi ise Urumçi’de aldım. Kültür devrimi dönemlerinde liseyi bitirdikten sonra, bütün orta ya da liseyi bitiren şehirli öğrenciler gibi “yeniden eğitim” adı altında köye gönderildim ve iki yıl köyde çiftçilerle tarlada çalışarak “eğitim” aldım.

1976 yılında Urumçi’de bulunan Xinjiang Tıp Fakültesi’ni (Xinjiang Medical University) kazanarak tıp eğitimime başladım, bu sebepten Urumçi’ye geri döndüm ve aileme tekrar kavuşabildim. 1982’de mezun olduktan sonra *Sincan Uygur Özerk Bölgesi Halk Hastanesi’nde çalışmaya başladım ve 3 yıllık ihtisastan sonra radyoloji uzmanlığımı kazandım. Bundan sonrası için Avustralya Postası’nın kısaca hikayemi anlattığı bölüme buradan ulaşıp göz atabilirsiniz.

Türkiye’de çok mutlu ve dopdolu bir hayatımız olmasına rağmen, Avustralya’ya göç etmemizdeki ana sebep, akrabalarımıza kavuşmak diyebilirim. Çünkü biz Türkiye’ye gittikten sonra, kardeşlerim Avustralya’ya gelip yerleştiler ve 2005 yılında babamın vefatından sonra, annem de burada kardeşlerimle beraber yaşamaya başladı. Biricik oğlumuz ise buraya 15 yıl önce zaten gelmişti. Eşim ve ben emekli olduktan sonra büyüklerimiz gibi akrabalardan daha fazla uzakta kalmamak için Melbourne’ye gelip yerleştik, böylelikle bir kısım akrabalarımıza da kavuşmuş olduk.


Şimdi ana konumuz “Vücudumuz Bir Bahçeye Benzer”e gelelim…

38 yıllık doktor-hasta ilişkilerinden edindiğim tecrübelerim ve özellikle 2009 yılında Milliyet gazetesinde yayımlanan “Vücudumuzun Mucize Noktaları” kitabımdan sonra okurlarımın verdiği geri bildirimlerden biliyorum ki, aslında hastalığın önlenmesi tedaviden çok daha önemli. İnsanlar aldıkları azıcık bilgilerle kendi başlarına ya da bir yakınının yardımıyla çalışarak birçok şikayetten kurtulabiliyor, birçoğu da mucizelerle karşılaşıp aldıkları sonuçlara şaşırabiliyorlar.

Sağlıklı ve mutlu yaşam için bakım elbetteki şart. Vücudumuzu bakma imkanı varken, neden paramparça ettikten sonra doktor arayalım ki!

Bahçe ve bahçıvan kavramı bize Holistic (Bütünsel) terapilerin arkasındaki teoriler için mükemmel bir örnektir. Hayal edelim ki siz bir bahçıvansınız, göreviniz bahçeye bakmak ve onun en güzel bir şekilde gelişmesine yardımcı olmak. Bunun için önce toprağı yumuşatır oksijen sağlarsınız, su ve gübreler vererek beslersiniz. Yeteri miktarda güneş almasından emin olmak istersiniz, daha iyi beslenebilmesi için istenmeyen otları dikkatlice ayıklarsınız.  Yani, sağlıklı ve verimli bir bahçe için özenle emek verirsiniz, sabırla zaman harcarsınız.   Ancak o zaman ödül olarak güzel çiçekler, kaliteli hem de bol miktarda sebzeler, meyveler alabilirsiniz.

Bütünsel tıbbın altında yatan felsefe, insan ve doğanın bir bütünlük sergilemesi ve aralarında çok güçlü bir bağın olması şeklinde özetlenebilir. Yıllardan beri üzerinde çalıştığım Çin tıbbının altında yatan ana düşüncenin tam da bu olduğunu söyleyebilirim. Yani temelde bu mantıkla analizler yapılıyor ve ona göre tedavi seçenekleri sunuluyor.

Tabiat sürekli hareketlilik haliyle kendini fark ettirir bizlere. Örneğin mevsimler tam olarak bunun bir göstergesidir. Mevsimin değişmesiyle insanların psikolojisine bağlı olarak duyguları da değişebilir. Havanın bulutlu olmasıyla eklemlerde ağrılar olabilir, çevrede sıcak ve soğuk değişimine göre bedenimiz ısınır, terler, kendisini sıcak hisseder veya üşüyebilir. Mevsimin değişmesiyle yemekteki menümüz bile değişebilir.

Doğanın sürekli hareketli akan döngüsü, vücudumuzun doğal ritimlerini etkiler, bizler de ona göre uyum sağlamaya çalışırız.

Bahçecilik yapmaya başladığımızda, doğanın ritimleriyle uyum içinde olmasına özen göstermek zorundayız. Tabiatla olan uyumu sağlamak bol miktarda hasat yapmamızı sağlar.

İnsan olarak bizler de güzel bir bahçe gibi, hava, su, ışık ve toprak elementleri dengelendiğinde sağlıklı yaşarız.

Şimdi vücudunuzun sağlıklı olmasını kolaylaştırmak için uygulayabileceğimiz temel bahçecilik prensiplerine bir göz atalım ve üzerinde analiz yapmaya çalışalım.

İlk örnek olarak gübre diyelim…

Bitkilerin gübreye ihtiyacı olduğu gibi, vücudumuzun da doğru besinlere ihtiyacı vardır. Vücudun sürekli canlı olması, vücut direncinin yüksek olması, hastalandığında çabuk iyileşmesi, çevreye kolay uyum sağlaması beslenmemizle çok yakından ilişkilidir. Eğer doğru zamanda, doğru besinle, doğru miktarda beslenirsek beden bahçemize tam ayarında “gübre” vermiş oluruz. Bunun için sadece besin bilgimizin olması yetmiyor, irademize de sahip çıkmamız gerekiyor, tıpkı bahçeye bakarken gösterdiğimiz özen ve sabır gibi.

Büyük tıp bilgini İbn-i Sina şöyle diyor: “Şifasız hastalık yoktur, irade eksikliğinden başka” Demek ki sağlıklı yaşam için, bedenimiz olarak bu harika mekanizmamıza sabır irademizi etkili şekilde kullanarak bakmamız ve onun bizden isteklerine iyi kulak vermemiz gerekiyor.

Gelecek hafta zaten organlarımızın biyolojik saati ve buna bağlı olarak hangi saatlerde yemeli ve içmeliyiz, bunun sebepleri nelerdir gibi konuları işlemeye çalışacağız. Ancak bu şekilde “gübre”mizin doğru verildiğinden emin olabileceğiz.

İkinci örnek su…

Bedenimizin %60-70 arası su olduğunu çoğumuz biliriz. Su olmadan hayat olmaz. Su, metabolizmanın dengede çalışmasını sağlar, besinlerin sindirilmesine katkı verir, vücut sıcaklığının ayarlanmasına yardımcı olur, kan dolaşımının düzgün çalışması için temel oluşturur, vücudu toksinlerden arındırır, ağrıları azaltır, böbrek sağlığını korur, krampı azaltır, tansiyonu dengeler, konsantrasyonun bozulmamasına yardım eder, kırışıklığı geçiktirir ve daha başka birçok noktada bize tesir eder. Yani bedenimizi bir bahçe olarak düşünürsek eğer, verilecek su miktarı, kalitesi ve içme zamanı sağlığımız için hayati önem taşımaktadır.

Üçüncüsü güneş ışığı…

Tüm bitkiler gibi, insalar da güneşe muhtaçdırlar. Güneşten aldığımız enerji, bedenimize D vitamini sağlar, kemiğimizi güçlendirir, uyku kalitemizi düzenler, vücut direncini güçlendirir, depresyona iyi gelir, beyin fonksiyonunu dengede tutar, özellikle çocukların sağlıklı büyümelerine yardım eder..

Bu sebepten, doğru zamanda, doğru miktarda güneş almamız da sağlığımız için olmazsa olmazlardandır.

Dördüncü ve son olarak da yabani otların ayıklanmasından söz edelim…

Biliyoruz ki, otların temizlenmesi bitkiler için önemli çünkü yabani otların olması yetiştirmek istediğimiz bitkilerin verimli şekilde büyümesine engel olur.

Bedenimizdeki enerji kanalları tıkanırsa eğer, tıpkı yabani otların bitkilere yaptığı gibi bedenin nefes almaması da engellenir. Onun için insan olarak bizlerin de zaman zaman bedenimize temizlik yapmamız gerekir. Burada söz ettiğimiz temizlik sadece bedenen değil, ruhen de yürütülmelidir. Fiziki beden temizliği için bazı diyet programları, spor yapmak, çeşitli yöntemlerle terlemek, yeteri miktarda su içmek bazı faydalı yöntemlerdir. Ruhani temizlik ise meditasyon, bazı enerji ile yapılan terapiler mesela bioenerji, Kuantum dokunuş, EFT, Reiki bunların birkaç örnekleridir. Zaman zaman yapılan enerji temizleme çalışmaları, enerji kanallarımızı açık tutarak, enerjimizi güçlendirerek bizlere inanılmaz faydalar sağlar. Yani görülebilir derecede aşırı stresi azaltır, konsantrasyonu düzeltir, daha dinç, enerjik ve mutlu olmanızı sağlar, çalışma  potansiyelimizi yükseltir, doğru kararlar almanıza yardımcı olur.

Evet, amacımız vücut bakımını öğrenmek, iç ekolojik sistemimizi dengelemek, düzgün çalışmasını sağlamak, organların harmonik bir şekilde fonksiyonunu yürütmesine yardımcı olmak.

Vücudumuz bir bahçe gibidir, sen ve ben birer bahçıvanız. İç bahçemizi güçlendirmek ve sağlıklı bir hayat yaşamak için siz değerli okurlarımla sıkı iletişim halinde kendi kendimize bakmayı hep beraber öğreneceğiz.

Uygulamalı çalışmalar bizlere çok güzel faydalar yaşatabilir ancak, şunu da unutmamalıyız ki: Holistik tedavi yöntemleri “Hızlı” çözümler değildir.

Bu yöntemler iç bahçenizin bakımını sağlam adımlarla, aşama aşama düzeltir ve geliştirir. Sürece uyum sağlamamız önemlidir. Ne de olsa, tohumu ektikten sonra, onu bakımsız bırakarak meyve veya çiçek vermesini bekleyemeyiz. Sağlık da ayenn bunun gibidir.

Sizlerle sabırla, uzun süreli sağlıklı yaşam yolunda ilk adımı atmaya hazırım, ya siz?

Gelecek konu “Organlarımızın Biolojik Saati” olacak.

Bizi takip etmeye devam edin…

Doktor Ravza Veli
Melbourne

* 8 yıl çalıştığım hastane “Sincan Uygur Özerk Bölgesi Halk Hastanesi” adının değiştiğini, siz okurlara web sayfasını vermek için aradığımda öğrendim, şimdiki adı “Sincan Halk Hastanesi” olmuş…

Web: http://www.xjrmyy.com/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here