Gülçin Dedeoğlu Koca

BEKLENTİSİZ BİR YAŞAM

Beklentisiz bir hayat koşulsuz bir yaşama biçimidir. Koşulsuz yaşam denince aklıma gelen ilk şeylerden biri benliğin özgür olması. Koşulsuz, sonsuz sevgi ve şefkati tüm kalbinle hissedebilmek ve buna göre yaşamak. Günümüzde bazı uzmanların dediği gibi sözüm ona sevgi deposunun boşalması ve doldurulması gerektiği gibi bir yaşam biçimi değil benim kaleme aldığım. Elbette ki, söylemesi kolay fakat uygulaması ve pratiğe dökülmesi bir o kadar zor. İyi haber imkansız değil.

Bir gün içinde bize biçilen 24 saatimiz var. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmek sadece kendi elimizde. Bütün günü geçmişi düşünerek pişmanlık ve öfkeyle geçirmek veya gelecek üzerinde yoğunlaşarak endişe ve kaygı içinde yaşayıp belki de hiç yaşanmayacak şeyler için korku dolu gergin bir gün geçirmek de.

24 saatlik bu dilimde ne kadar uyanık ve ne kadar mevcut olabiliyoruz? En basit haliyle düşünecek, olursak uyurken uyuduğumuzu, yemek yerken yemek yediğimizi biliyor muyuz veya ne kadar farkındayız?

Çocuğumuzu okuldan almaya gittiğimizde çıkışını beklerken gerçekten orada mıyız, gerçekten mevcut muyuz? Yoksa telefon ekranına bakarak kendimizi uyuşturmaya, uyutmaya devam mı ediyoruz? Üstüne üstlük ekranda gördüğümüz, izlediğimiz çoğu şeylerin bize ait fikirler olmadığını bile bile kendimizi sabote ettiğimizin ne kadar farkındayız?

Kafamızı kaldırıp gökyüzüne veya bir ağaca bakmak, aldığımız ve verdiğimiz her nefeste bütünleşip canlı olduğumuzun farkına varmak, zihnimizi sakinleştirmek neden bu kadar zor geliyor?

Uyumak uyuşturulmak kolay olandır fakat acıyı ıstıraba dönüştürür. Acılarımızdan özgürleşebilmek ve yeni acı ortaya çıktığında bunun farkına varabilmek için uyanık ve şimdide mevcut olmamız gerekir. Ne geçmişte, ne gelecekte.

Kıymetli öğretmenim Sema Demirkan’ın dediği gibi “soru olmayan sorular” ile var oldu bu yazım. Bu sorular üzerinde durup düşünmeye, biraz tefekkür etmeye ne dersiniz?

Sevgi ve şefakt ile…

Gülçin DEDEOĞLU KOCA

1982 yılında Ankara’da başladığı yaşamını 11 yıl avukatlık yaparak sürdürdü. 2015 yılında kızının doğumuyla birlikte mesleğine ara verdi. Çocukluk zamanlarından beri ilgi duyduğu psikoloji alanında, kitap okuma sevgisi ile bu ilgisini birleştirerek okuduğu onlarca kitap sayesinde bibliyoterapi ile kendi üzerinde çalışmayı ve kendini geliştirmeyi seviyor. 2020 yılından beri “Şefkat, Özşefkat” konularına ilgi duymaya başlamış ve bu alanda gerekli eğitimlere katılmıştır. Son katıldığı eğitim ise, Stanford Üniversitesi tarafından geliştiren Compassion Cultivation Training adlı 2021 yılında düzenlenen programdır. 2019 yılından beri Melbourne şehrinde yaşamaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu