Balık Tutma Meraklısı Toplum Bireyimiz ile Röportaj

2
546

Avustralya Türk toplumuna yararlı olacağını düşündüğümüz röportajlar serimiz devam ediyor. Sizler adına bu defa balık tutma meraklısı toplum bireyimize, hobisi ve balık tutmanın püf noktaları hakkında çeşitli sorular yönelttik.

Röportaj No: 3

Tarih: 19.02.2017 Pazar

Yer: Broadmeadows / Melbourne

Ana Tema: Hobiler

İlk olarak kısaca sizi tanımak isteriz.

Ben Metin Uğur. Adana doğumluyum. 1987 yılında geldim Avustralya’ya. Geçmişte Ford, Holden ve Toyota araba fabrikalarında uzun yıllar çalıştım. Holden’de çalışırken package offer seçeneği vardı. Package alıp Türkiye’ye dönüş yaptım.  Yaklaşık bir sene Türkiye’de kaldıktan sonra tekrar buraya geldim. Melbourne’de yaşıyorum ve şuan okul servisi şoförlüğü yapmaktayım.

Balık tutma merakınızı işittik. Avustralya’ya gelince mi balık tutmaya merak saldınız?

Balık merakım Türkiye’de hiç yoktu. Buraya geldikten sonra başladı. Daha doğrusu bir arkadaşım bana bu hevesi aşıladı. Onunla balığa gide gele, gide gele bu iş bende önce alışkanlık ve hobi daha sonra da vazgeçilmez bir tutku haline dönüştü.

Balığa genelde arkadaşlarınızla mı gidersiniz, gittiğinizde orda ne kadar kalırsınız?

Bazen arkadaşlarla giderim bazen ailem ile. Oğlum ile gittiğim zamanlar da olur. Ama benimle gidecek birini bulamasam bile tek başıma yine de giderim. Balığa gitmeden bir gün önce planlamamı yaparım. Yarım saat mesafede bir yere de gitsem en az 1 gündüz 1 gece gittiğim yerde kalırım. Şayet 4 – 5 saatlik uzaklığa gitmişsem 2 veya 3 gün gelmem.

Ne sıklıkla balığa gidiyorsunuz, başka hobileriniz de var mı?

Balık tutmaya aşırı düşkün olduğum için fırsat buldukça gitmek isterim. Özellikle gençlik zamanlarımda hemen hemen her haftasonu gidiyordum. O yüzden haftasonlarını adeta iple çekerdim. O yıllarda bu hobiye hevesim daha da fazlaydı. Yani balık tutmak o kadar sevdiğim bir şeydi ki; Wilsons Promontory National Park yakınlarındaki Tongue Point denilen yere gittiğimde, arabayı park ettikten sonra yaklaşık 6 km de yol yürüyordum.

Balık tutmanın yanı sıra futbola da merakı olan birisiyim. Şuan bırakmış olsam da eskiden Hilalspor takımında yaklaşık 10 sene top oynadım.

Peki balık tutma hobiniz hakkında biraz daha ayrıntıya girecek olursak, sevdiğiniz bu alanda kendinizi zamanla nasıl geliştirdiniz?

Balığa gitmeye başladığım ilk 6 ay balık yakalamam veya yakalayamamam çok önemli olmasa da elime not defteri alıp orada kaldığım saatleri hep not ederdim. O günkü hava şartları nasıl, rüzgar hangi yönden esiyor, su ne zaman yükseliyor gibi detaylar not olarak kayda geçerdi. Böylece 3 – 4 gün sonra yine aynı yere gittiğimde önceki notlarımla yenileri karşılaştırma imkanım olurdu. Zaten 6 ay sonra yazdıklarıma bakınca hangi şartlarda daha çok yakalamışım veya hangi şartlarda hiç yakalayamamışım kendiliğinden ortaya çıkardı.

Balık tutmaya karar verdiğinizde ilk olarak nelere dikkat edersiniz?

Balığa gideceğim zaman  öncelikle hava güneşli mi değil mi, rüzgar hangi yönden ve ne hızda esecek, su ne kadar dalgalı olacak gibi hava şartlarına bakarım.

Tabiki bunun yanında denizin ne zaman çekildiğini veya ne zaman geri geldiğini bilmek de balık yakalama ihtimalinizi arttıracak çok önemli detaylar arasında sayılabilir.

Balığa gitmeyi, sadece oltayı aldım hadi bugün balığa gidiyorum şeklinde düşünmemek gerekiyor. Yani bir kişi gerçekten balık tutmak istiyorsa belli hazırlıkları önceden mutlaka yapmalı ve hava şartlarını da iyi takip etmelidir.

Peki hava şartları ve günün saati balık tutmayı nasıl etkiler?

İlk başta hangi balığa gideceğiniz önemli. Yani çıkmadan önce ne tutmaya karar verdiyseniz ona göre de planlama yapmanız lazım. Diyelim ki snapper tutmak istiyorsunuz. Bu balık için rüzgarın saatte yüzde 25 – 30 km hızla esmesi, suyun bulanık ve biraz dalgalı olması yakalama şansınızı yükseltecektir. Havanın açık veya kapalı olması fark etmiyor snapper balığı için.

Yada mulloway yakalamaya karar verdiniz. Diğer eyaletleri bilmiyorum ama Victoria için konuşmak gerekirse bu balık türü genelde gece avlanır.

Balıklar da insanlar gibidir. Balığa gidince balık gibi düşüneceksiniz aslında. Onların da sabah kahvaltıları, akşam yemekleri gibi gün içerisinde belli saatleri vardır. İşin garip tarafı da sabah yemlenmelerinin insanların kalktıkları saate denk geliyor olmasıdır. Biz nasıl kalkıyoruz sabahları 7 – 8 gibi onlar da feeding dediğimiz yemlenme yaparlar bu vakitlerde. Akşamları da güneş batımı onların feeding zamanı olduğu için bu anlarda yakalama şansınız daha yüksektir. Tabi başta da dediğim gibi gittiğiniz balığın cinsine ve hava şartlarına göre bu durum değişiklik gösterebilir.

Balık için kullanacağınız yem önemli midir, yem alırken nelere dikkat edilmesi gerekir?

Elbette önemli. Çünkü tutmak istediğiniz balığın cinsine, büyüklüğüne göre kullanacağınız yem de fark eder. Diyelim ki  5 kilodan daha büyük balık tutmak istiyorsunuz. Öncelikle kullanacağınız yemin taze olması balık yakalama şansınızı yükseltecektir. Nasıl ki bir ürün taze olunca kendisini belli ediyor ve insanlar tarafından daha çok tercih ediliyor. İşte aynı bu şekil balıkların da tazeyi daha çok tercih ettiğini düşünmemiz lazım. Bu nedenle ben şahsen petrol istasyonlarında satılan yemleri tavsiye etmiyorum.

Snapper ve mulloway balıklarını yakalamak için kullandığım yemlere örnek verecek olursam… Öncelikle balığa gitmeden önce geceden çıkıp yem olarak squid yakalıyorum ve bunu gündüz  snapper tutmak için kullanıyorum. Mulloway balığı için de kancaya canlı şekilde squid veya yine aynı şekilde canlı olarak yakaladığım mullet balığını takıyorum. Çünkü bu ikisi mulloway balığının en sevdiği yemlerdir. Ayrıca mulloway cinsi, predatör balık olarak bilinir. Yani yırtıcıdırlar ve hareket halinde olan yeme saldırırlar.

Balık tutmak için daha çok nerelere gidersiniz, bir de gidip de eliniz boş dönmediğiniz en favori  balık tutma yeriniz neresi?

Ben genellikle Lorne, Geelong, Phillip Island taraflarına gitsem de aslında sürekli gittiğim belli bir bölgem yok. Nereden balık çıkıyorsa uzak da olsa oraya giderim.

Favori bölgeme gelince. Geelong’a varmadan Corio dediğimiz bölgeye yakın, oradaki rafineri ile küçük bir iskele arasında kayalıkların olduğu bir yer var. Benim favori yerim orasıdır.

Bu dediğim yerden olta salladığımda snapper, whiting, flatted cinsi balık tutabiliyorum. Ayrıca bu bahsettiğim yerin bir özelliği de kış mevsiminde bile buradan 5 ila 11 kilo arası snapper balığı çekebiliyor olmanız. Kış mevsiminde Melbourne körfezi etrafında bu yerden başka bir yerde bu cins snapper çıkmaz. Zaten bu balığa winter snapper derler ve  kırmızı benekleri vardır. Lokal snapper olarak da bilinirler ve bu balıklar yaz kış oradadırlar ve gitmezler. Ama diğer cins snapper balıkları körfez içerisine yumurtlamak için Eylül ayında gelirler Aralık ayında oradan ayrılırlar.

Şuana kadar yakaladığınız en büyük balık kaç kiloydu ve yakaladığınız bu balığı ne yaptınız?

Yakaladığım en büyük balık 40 kiloluk bir sharktı. Torquay Kasabası sörf yerinde akşam vakti  yakalamıştım. Tabi bu balığı biz yemediğimiz için denize geri attım. Bilenler bilir fishing chips shoplarında satılan flake zaten sharktan yapılır. Ayrıca marketlerdeki fish finger dediğimiz ürünlerde de yine bu balık kullanılır.

Tekne balıkçılığı mı yoksa kıyı balıkçılığı mı daha çok hoşunuza gidiyor?

Tekne ile bir defa açıldım. Onda da başım dönmeye başladı. Hani derler ya deniz tuttu diye. Zaten ondan sonra da tekne ile hiç açılmadım. Doğrusu tekne ile çıkmayı da sevmiyorum. Macerası fazla olmadığı gibi fazla bir tekniği de yok. Karadan balık tutmak daha çok teknik bilgi istiyor. Marifet uzaktaki balık sürüsünü kıyıya yani kendinize doğru çekebilmek.

Peki siz balığı kıyıya nasıl çekersiniz?

Tuna oil, ekmek kırıntısı ve kestiğim pilchard adı verilen küçük balıkları kova içerisinde iyice karıştırdıktan sonra berly denilen özel bir karışım oluştururum. Bazen bu karışıma kıyma da katarım. Diyelim ki suyun gelmesine daha iki saat var.  Yavaş yavaş elime aldığım bir kepçe ile her 15 dakikada bu karışımdan suya atmaya başlarım. Bir anda hepsini dökmem. Balıklar su ile gelir. Su çekilmişse balık tutamazsınız zaten. Tutsanız bile bu balıklar küçük yem balıkları olur.

Balık yakalama yarışlarına da katıldığınız oldu mu, olduysa kazanmış olduğunuz herhangi bir ödül var mı?

Balık meraklılarının takip ettiği aylık olarak çıkan bir dergi vardı. O dergiye herkes tuttuğu balığın resmini çekip gönderiyordu. Emin değilim ama belki en az 50 veya 100 kişi yolluyordu o dergiye. Yollanan resimler arasından en büyük ve değerli balıklar seçiliyor ve bunları yollayan kişilere de teşvik amaçlı çeşitli ödüller veriliyordu. O zaman ben de akşam vakti tutmuş olduğum 40 kiloluk shark yani köpekbalığının resmini yollamıştım. Karşılığında ödül olarak söylemesi ayıp 200 dolar değerinde reel  ve 150 dolar değerinde fishing rod göndermişlerdi.

Gerek psikolojik bakımdan gerekse sağlık açısından değerlendirecek olursak, balık tutmaya gitmenin insana katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir hafta boyunca çalışınca şehir ve iş hayatı haliyle yoruyor insanı. Fakat balığa gidince şehirden ve stresten bir bakıma uzaklaşmış oluyorsunuz. Bu bile insanı gerçekten çok rahatlıyor. İçinizdeki problemleri dökmüş olarak eve dönüyorsunuz.

Ayrıca balık yakalayamasanız bile pişman olmamanız lazım çünkü gittiğiniz yerde temiz deniz ve dağ havası teneffüs edebiliyorsunuz. Bunun yanında arkadaşlarınızla sohbet etme fırsatı buluyorsunuz. Ama tabi balık da yakaladığınız zaman bonus oluyor ve bu sizi daha da motive ediyor.

Yani ben kısaca diyebilirim ki her balığa gidip geldiğimde şahsen kendimi daha huzurlu buluyorum ve kafam daha rahat oluyor.

Son olarak bu hevese yıllarını vermiş birisi olarak balık tutmak isteyenlere tavsiyeleriniz ne olur?

Bu iş sabır gerektiriyor. Yeri gelir 3 saat veya 5 saat bekler yakalayamadan eve dönersiniz. Tabi bu işin temel püf noktalarını iyi bilirseniz yakalama şansınız kesinlikle daha çok artacaktır. Özellikle bu işte yeniyseniz 6 ay olması da gerekmiyor. İlk 3 ay bile olsa gittiğiniz yerle ilgili önemli detayları not edin.

Mesela bir yere 3 ayda 20 kere gitmişiniz. Bu süre içerisinde o yerden 10 kere yakalamışınız, 10 defa da yakalayamadan geri dönmüşünüz.

Yakaladığınız günlerde dalga durumu, rüzgarın yönü, deniz seviyesi, kullanılan yem, havanın açık veya kapalı olması gibi şartlar not defterinizde yazılı olsun ki tekrar oraya gittiğinizde karşılaştırma yapabilesiniz.  Zaten bunu yapınca 6 ay sonra kendiliğinden bir takım veriler kendiliğinden ortaya çıkacaktır. 60 senesini bu işe vermiş ve bu alanda kitap yazmış Geelonglu meşhur balıkçı Geof Wilson adlı kişi de elde ettiği tecrübeleri yazarak usta bir balıkçı olmuş.

Metin Bey bize vakit ayırıp balık tutma hakkındaki bilgi ve tecrübelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Ben de Avustralya Postası ekibine bana bu fırsatı sunduğu için teşekkür etmek istiyorum.

2 YORUMLAR

  1. Arkadas bayagi profosyonel balikci biz turkiyede irmaga giderdik yaz kis cok guzel tatli su baligi tutardik hicde teknik falan yoktu victorya denizinde tekne haricinde balik tutmak cok ama cok zor merkezden 5-6-7 saat uzaga gidersen evet ama yakinlardan imkansiz gibi birsey havanin ruzgarin yagmurun denizin ay isiginin sansinin kismetinin kaderinin hepsinin pozitif anlamda bir araya gelmesi lazimki balik yakalama sansin olsun yoksa elin bos gidersin geriyede bos gelirsin tecrube konusuyor ??????

    • Umitsiz olmayalim bos gidip dolu gelmek ihtimal disi degil. Bu abinin dedikleri kayda deger. ozellikle gidilen yerlerle ilgi not alma guzel bi fikir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here