Avustralya’da ilk Müslümanlar ve Melbourne’de Muhammedî Bayramı (1)

0
Aborjin yerlisi Halime Teyze, Torres Boğazı Adalı Yaşlısı, Hint-Malay inci dalgıcı kızıydı.

TAKDİM

Değerli okurlarımız,
Konuk bir yazardan çok özel bir çalışmanın birinci bölümü ile beraberiz. Bu çalışmayı özel kılan ise bundan yaklaşık 140 sene önce, bugün adını özellikle Formula 1 yarışlarıyla tüm dünyaya duyurmuş Melbourne Albert Park’taki arazide bir araya gelen ve sayıları 70’i bulan müslümanın, Avustralya’da kayıt altına alınmış ilk cemaatle namazı ve kutlanan ilk kurban bayramının hikayesi. Kurban bayramının içinde olduğumuz bu günlerde zamanlama açısından da anlamlı olacağını düşünerek böyle bir çalışmayı sizlerle paylaşmayı uygun gördük. Bayramın 4’üncü gününe geldiğimizde 4 bölümden oluşan yazı dizimizin tamamını okuma imkanı elde etmiş olacaksınız. Ve okudukça da Albert Park’ın pek bilinmeyen hikayesi, Aborjinler ile Müslümanların tanışması, Avustralya’da İslamiyet’in ilk izleri, ilk mescidin ortaya çıkışı, Avustralya şehirler arası demiryolları rotasının belirlenmesinde müslümanların rolü gibi daha birçok ilginç konuda referans alınan tarihi kaynaklardan bilgiler edineceksiniz. Okumaya hazırsanız sıkılmayacağınızı tahmin ettiğimiz bu yazı dizisi ile Avustralya müslümanları tarihinin derinliklerine doğru enfes bir yolculuk sizleri bekliyor…

BÖLÜM I

Bu çalışma için Albert Parkı özel olarak seçtim, sebebini yazının ilerleyen kısmında anlayacaksınız. Şimdi ilk olarak seçmiş olduğum bu parkı kısaca tanıyalım.

Melbourne şehir merkezinin 4 km kadar güneyinde bulunan Albert Park ve civarı, ilk olarak insanlık tarihinin bilinen en eski ırklarından biri olan Aborjinler tarafından, 40 bin yıl önceye dayanan bir tarihte mesken edinilmiş. Aslında nehrin aşağı tarafında zemin, bataklıklardan ve göletlerden oluşuyor. Avrupalılar ilk olarak Melbourne kıyılarına vardıklarında Aborjinler bu tarafa çekilmişler ve bir süre kendi arka bahçeleri olan bu bataklıklar içinde yaşamışlar. Fakat sonra şehir bu tarafa doğru genişlemeye başlamış ve malesef onlar da daha uzaklara gitmek zorunda kalmışlar.

Günümüzde Albert Park

Buranın ismi, 1864’te dönemin kraliçesi Queen Victoria’nın eşi Prens Albert adına verilmiş. Bu civardaki sokaklarda, caddelerin isimlerinde, mizanpaj ve altyapısında İngiltere’nin izlerini çok yoğun bir şekilde görebiliyorsunuz.

Aynı zamanda, yakından takip edenler bilirler, Formula 1 yarışları buradaki yapay gölün etrafındaki yolda yapılıyor. Yılın 51 haftası halka açık bi park burası, yani Formula 1 pistinin olduğu caddeler normal cadde, arabanızla dolaşabiliyorsunuz. Geri kalan 1 haftada burası Formula 1 pistine dönüşüyor.

Şimdi, gel gelelim Avustralya’da İslamiyet’in ilk izlerine. Tarihsel kaynaklara göre, öyle Avustralya’yı ilk keşfedenler Avrupalılar değil…

Endonezyanın Makassar şehrindeki Müslüman balıkçılar, 4 ila 5 yüz yıl önce Avustralya’nın kuzeyine her yıl gelip Aborjinlerle denizhıyarı ticareti yaparlarmış. Endonezyalılar bu deniz canlısını afiyetle yiyen, ve hala da yemekte olan Çinlilere satarlarmış. Aynı zamanda bu hayvanın Çin tıpında da kullanıldığını belirtelim.

When Islam came to Australia - BBC News

Bazı kaynaklar bu ticaretin sürdüğü dönemlerde arada sırada anlaşmazlıklar yaşandığını ve iki taraflı şiddete başvurulduğunu da söylüyor, ama Aborjinler bunu kesinlikle Avrupalıların istilasından ayrı tutuyorlar, bir ticari anlaşmazlık olarak zamanında olmuş bitmiş bir şey olarak gördüklerini ifade eden metinleri okudum. Monash üniversitesinde antropolojist olan Profesör John Bradley’e göre Aborjinlerle Endonezyalı Müslümanlar arasındaki ticaret başarılı ve iki tarafın da fayda sağladığı bir ticaretti. “Tamamen adil bir şekilde, beraber ticaret yaptılar. Aralarında ırkçılığın veya ırkçı bir politikanın olduğuna dair hiçbir iz yok” diyor.

When Islam came to Australia - BBC News

BBC’nin internet sitesinde çıkan bir habere göre İngilterelilerin Avustralya’ya gelişiyle alakalı şöyle bir karşılaştırma yapılmış: Diyor ki “Britanyalılar (Endonezyalı balıkçıların) tam tersine bir politika izlediler. Ülkeyi “terra nullius” olarak tanımladılar, yani “kimseye ait olmayan yer”. Böylece ülkede yaşayan yerlilerle herhangi bir anlaşma yapmadan, ve onları resmi olarak tanımadan ülkeyi kolonileştirmeye ve sömürmeye başladılar.”

Avustralya Aborjinleri | Tarihi Olaylar

Burada yaptığım şey Müslümanlık ve Hristiyanlık karşılaştırması değil. Endonezyalı müslüman balıkçılarla İngiltere kraliyet devletinin karşılaştırması. Aborjinlere yaşatılan acı olayları, insanlığın ve yeryüzündeki hemen hemen bütün devletlerin bir aç gözlülüğü olarak görüyorum ben. Ebu Musa’dan rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz “İki Müslüman, birbirilerini öldürmek için kılıç çekmişlerse, ölen de öldüren de cehenneme gider” diyor, sahabeler soruyor “Ya Resulallah, öldüreni anladık da, ölen niçin cehenneme gidiyor?”. Efendimiz de diyor ki, “O ölmeseydi, arkadaşını öldürecekti”. Dolayısıyla, o kolonileştirmeseydi, bu yarışta bir başka devlet gelip aynı kolonizasyonu yapacaktı. Yani ben hangi ülkenin ne yaptığıyla ilgilenmiyorum çünkü bence bütün bir insanlığın ayıbı.

Her neyse, asıl konumuza dönelim…

(*BÖLÜM II ile yarın devam edecek.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here