Anıl’ın Güncesi: MELBOURNE’DE YAŞAM

0
265

Otuz yaşını geçtikten sonra zaman daha hızlı akar derlerdi, doğruymuş! Avustralya’ya gelişimin birinci yılı şu günlerde dolmak üzere… Zamanın akış hızına yetişmeye çalışırken, koca bir dünyaya dâhil olmaya çalışmakla geçti ilk yılım. Şu ana kadar üstesinden geldiğimi hissediyorum.

Bu ay sizlere Avustralya ve Melbourne’deki yaşamdan bahsedeceğim. Aslında sadece bir yıl geçti ancak o kadar çok yeni bilgi var ve öğrenilmesi, adapte olunması gereken gerçeklerle karşılaştım ki sanki on yıl geride kalmış gibi geliyor.

Melbourne bu sene de dünyanın en yaşanılabilir şehirleri anketinde ikinci oldu. Geçen sene Viyana’ya kaptırdığı tahtını geri alamadı. İlk on da Avustralya’nın üç şehri bulunuyor. Bu harika bir başarı! Dünyanın en yaşanılabilir şehirleri listesinde ikinci sırada yer alan Melbourne’ün muhteşem doğası, okyanusa göre daha güvenli denizleri, engelliler için oluşturulmuş olan engelsiz yaşam alanları, kültürel ve sanatsal aktiviteleri, her yerde kolay ulaşılabilen tertemiz parkları, yürüyüş ve bisiklet dostu yolları bu başarıyı elde etmesinde en önemli faktörlerdi.

Beni Melbourne’e en çok bağlayan detay da; muhteşem doğası oldu. Nefes kesici, uçsuz bucaksız bir doğa. İlk kamp maceramı Melbourne’de yaşadım ve unutulmaz anılar biriktirdim. Doğa ile iç içe olmak, gözünü doğada açmak paha biçilemez!

Avustralya ile özdeşmiş meşhur hikâyeler var herkesin bildiği gibi. Burada dünyanın en zehirli hayvanları yaşıyor. Avustralya’da yaşayanlar onların evlerine saygı duymayı öğrenmiş, sanki aralarında yazısız bir anlaşma var. Geçirdiğim bu bir yılda, Melbourne dışında bir tatildeyken, karşıdan karşıya geçen bir piton haricinde garip bir olayla karşılaşmadım. 🙂

Elbette Avustralya’da yaşama ayak uydurabilmek için, olmazsa olmaz detay İngilizce bilmek. Aslında İngilizce bilseniz de ilk başta konuşulan dilin İngilizce olmadığını düşünüyorsunuz. Bu aksan Türkiye’de öğrendiğimiz her şeyden farklı bir dünyadan geliyor. İngilizce bilerek gelmenin elbette artıları oluyor ama buradaki günlük hayata adapte olabilmek için en baştan öğrenmeniz gerekeceğini garanti edebilirim. Temeli detaylıca geliştirmek gerekecek.

Diğer bir detay ise; trafik. Türkiye’ye göre farklı yönden akıyor bildiğiniz gibi. Daha önce hiç araba kullanmadıysanız ya da çok az kullandıysanız, benim gibi, adapte olmak çok kolay oluyor. Trafiğe çıkıp yeniden eve döndüğünüzde ekstra kibarlaştığınızı göreceksiniz. O kadar nazik ve dikkatli sürücüleri var ki Melbourne’ün, bu en çok sevdiğiniz ayrıntılardan birisi olacak. Kim sevmez ki trafikte kibar ve saygılı araba kullanılmasını? Çok aşırı bir durum olmadıkça kornaya basmak yasak ve nezaketsiz bir davranış.

Ehliyetimizi değiştirmek için üç sınava girmemiz gerekiyor. Yazılı sınav (kolay), Hazard Perception Test diye tabir edilen tehlike anında nasıl davranmamız gerektiğini, reflekslerimizi, karar veriş hızımızı ölçen bir test (orta derece zorlukta) ve son olarak da direksiyon sınavı. Her sınav için Türkçe seçeneğiniz var ama İngilizce ilerlemek adapte olmak adına önemli diye düşünüyorum.

Her şey mi muhteşem diye soracak olursanız cevap tabii ki hayır. Her şey muhteşem değil elbette ama çareler tükenmez. Önemli olan üstesinden gelmek için çaba sarf etmekte. Melbourne’de yaşamanın en zorlu yanı ne diye sorulsa, tecrübelerimden yola çıkarak, kendi alanında iş bulmak derim hiç düşünmeden. İşini çok seven bir Pazarlama İletişimi Uzmanı olarak başladım yolculuğuma. Pazarlama Yönetimi alanında Marmara Üniversitesi Yüksek Lisans mezunu ve asla pazartesi sendromu yaşamamış bir beyaz yaka olan ben, kariyer değişimine karar verdim.

İleride elbette yeniden dönüp bakacağımız yollar olacak. Bize baki olan özellikler bunlar ama gerektiği yerde başka işlere yönelebilmeye de açık olmalısınız. Avustralya dışında çalıştığımız yılların tecrübe olarak sayılmaması ile ilk kırgınlığı yaşıyorsunuz. Şansım, her iki diplomamın da Avustralya’da kullanılabiliyor olması. Herhangi bir işe başvuru yaparken o sektörde çevre sahibi olmak burada çok önemli. Önce bir çevre edinmek gerekiyor, sektör odaklı. Ben bu sektördeki kişilere ulaşmanın daha sonraki adımlarda olduğuna karar vererek elimde bir meslek daha olmasını hedefleyip, yeni adımlar attım.

Diğer bir şansım da istediğim alanı daha önceden görmek için gönüllü işlere girip kendimi deneme fırsatımın olması. Gönüllü işlere girmek için de, ücretli işlerle aynı aşamalardan geçiyorsunuz ve bu şekilde de tecrübe kazanabilme olanağınız oluyor.

Aslında her zaman yazdığım gibi, her anlamda hayata yeniden başlıyoruz. Kapılar ilk başta zor açılıyor gibi gelse de eminim hepimizi bekleyen anlamlı olanaklarla karşılaşacağız.

“Melbourne’de Yaşam” serimin ilk yazısını birinci yılımın ayında yazmak istedim. Her üç ayda bir sizlere, naçizane, deneyimlerimi aktaracağım. Kim bilir kime dokunacak bu yazılanlar… Herkese umut, neşe, huzur olması dileğiyle…

Sevgilerimle sevgili okur…

Anıl Çetli
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here