Anıl Çetli

Anıl’ın Güncesi: İLK AŞK: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK!

İlk aşk çok özeldir. Unutulmaz, yeri dolmaz. Yıllar geçse bile bambaşkadır. Asla yerini tutan birisi olmaz. Hep göz bebeği olur, gözden sakınılır, kalp titretir. İlk aşk denildiğinde birçok şey gelebilir akla ama anlamını tamamen karşılayan tek aşk; Atamıza duyulan aşktır. Tamamen saf, minnet dolu, kalbi coşkuyla dolduran, hem sevinçten, hem hüzünden ağlatan, gurur, özlem, asla ve asla vazgeçilemeyecek aşkların en büyüğü…

10 Kasım’ın yaklaştığı bu günlerde tarif edilemez bir özlem duygusu sarar tüm benliğimi. 10 Kasım bir sonsuzluk hikâyesinin başlangıcıdır aslında. Sonsuzluğa yazılan ismin ta kendisidir! Kendini bir ulusa adamış korkusuz, zeki, devrimci, yazar, lider, başöğretmen, laik, milliyetçi, ulu önder, başkomutan; Mustafa Kemal Atatürk.

Bu yıl 10 Kasım’da memleketimden uzakta olacağım. Anıtkabir’in olmadığı bir ülkedeyim. 10 Kasım’da tüm Türkiye’de hayatı durduran sirenleri duyamayacağım ama ben de aynı saatte neredeysem hayatımı durduracağım ve gözlerimi kapatıp Atamı hissedeceğim. Büyük aşklar kalpte taşınır. Çınarların gölgesi büyük olur derler. O gölgenin altındayız her birimiz Atam. Tohumlarını attığın o küçük fidanlarız. Senin inkılaplarınla yeşerdik. Sana olan bağlılığımız toprağın suya, çocuğun annesine, hayatta kalmak için aldığımız nefese ihtiyacımız gibi.

Türkiye’de çalıştığım iş yerimin camları Basın Ekspres yoluna bakardı. Saat 9’u 5 geçeye yaklaşırken camların önüne sıralanırdık her birimiz. Bu satırları yazarken bile gözlerimi dolduran anlar… Arabalarından inmiş insanlar, yaya yolunda karşıdan karşıya geçerken duranlar, inşaatların tepesinde hazır ol’a geçmiş niceleri, ne yapıyor olursan ol zamanın değerini yitirdiği anlarda Atam için, saygı duruşunda bulunabilmek için ne pahasına olursa olsun duran hayatlar. İşte o anlar ayağa kalkmak, minnet duymak, özlem, aşk bir yana nefesini de keser insanın, nefesini tutarsın.

Benim için Atatürk aşkı; memleket aşkı, toprak sevdası, vatan hasreti, iç titremesi demek. Sarıp sarmalanmalı en kıymetli yerde saklanmalı. Kalpten, damarlardan, akan kandan sökülüp atılamayacak aksine var olma sebebi. Benliğin ayrıştırılamayacak en onurlu, en gururlu, en paha biçilemez yarısı. Ailede verilen ilk ders. Her sabah okulda avazımız çıktığı kadar bağırılan “Ey Büyük Atatürk!”. Ne büyüksün Atam! Ne güzelsin! Ne güzel şey sana duyulan aşk, özlem, minnet. Türk olduğum için, senin gibi bir önderin açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüdüğüm için, ant içtiğim için, ne mutlu bana! Biz kadınlara tanıdığın özgürlükler için, geleceğimi aydınlattığın için, bana bu kadar büyük ve derin bir aşk sunduğun için sana minnettarım. Kalbim, ruhum, benliğim senin sevginle dolduğu için ne mutlu bana! Hakkın ödenmez,  yerin dolmaz, doldurulamaz, teklif dahi edilemez.

10 Kasım bir sonsuzluk hikâyesinin başlangıcı…

10 Kasım bir ulusu yasa boğan, hayatı bin yıl geçse de durduracak olan o saat sesi…

10 Kasım sonsuz aşkın milyonlarca kalpte yeniden hayat bulması…

10 Kasım sonsuz minnetin hatırlatıcısı…

10 Kasım ve takvimdeki diğer 364 gün sana duyulan aşkın beden bulması…

Canım Atam, sen rahat uyu. Biz açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan ilerleyeceğiz. Ant içerim!

Sonsuz Aşk… Mustafa Kemal Atatürk!

Anıl Çetli
Melbourne, Victoria

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu