Anıl Çetli

Anıl’ın Güncesi: HER COĞRAFYA BAMBAŞKA BİR DÜNYA!

Bazen kendimi bir film karesi içinde hayal ederim. Aslan burcunun klasik bir özelliğidir bu. Hayat bir sahne ve bizler de onun oyuncularıyız. Bu düşünce tarzının büyük özgürlükler sunduğuna inanıyorum. Nasıl mı? Çok basit yöntemlerle. Yaşanmışlıklarımız hayatımızı şekillendiriyor. Tıpkı film kareleri gibi. Film karesi de birçok fotoğrafın bir araya gelmesiyle oluşuyor ve hayat buluyor. Ben hayatı doyasıya yaşama taraftarıyım. Minik bir kuralı var bunun: Anı yaşamak. Yani Carpe Diem!.

Avustralya’ya geldiğim günden bu yana çeşitli hayat öyküleri dinledim. Yıllardır burada olan ancak adaptasyon sorunu yaşayan çok fazla kişiye rastladım. Basit bir şekilde tanımlamak gerekirse adapte olamamak “alışkanlıklarını değiştirememek” ile tamamen aynı içeriğe sahip. Yıllarca birçok ülkede yaşama fırsatım oldu. Her ülke, her şehir başka bir sahne, bambaşka bir rol. Adapte olmanın anahtarı; kesinlikle şehirle, ülkeyle bütünleşmekten ötesi değil. Kısaca; şehirden kabul almak. Aslında bu tüm dünya ülkeleri için geçerli değil mi? Türkiye’de İstanbul’da, Kıbrıs’ta Gazimağusa’da, Avusturya Viyana’da yaşadığım yıllarda da öncelikle şehre adapte olmaya çalıştım ve her defasında şunu deneyimledim: Şehir seni kabullenirse, herkes kabullenir. Her şehrin farklı gereklilikleri, beklentileri var. Karakterleri bambaşka ve çok özel. Her bir şehri, ülkeyi, keşfedilmeyi bekleyen farklı bir macera olarak görüp, gizemlerini çözmeli hazinelerini keşfetmeli.

Hadi hep birlikte hayal edelim. Filmimiz Avustralya’da geçiyor. Bize sunulan birçok rol içerisinden en uygununu kabul edelim. Bu rolün gerekliliklerini belirleyelim. Alışkanlıklarımızı da masaya yatırıp olmazsa olmazlarımızı ve vazgeçebileceklerimizi yazalım. Yepyeni bir rol. Eskiden yapmaktan hoşlanmadığımız hiçbir şeyi yapmak zorunda değiliz. Ya da tam tersi çok sevdiğimiz ve yapamadığımız her şeyi yapabilme fırsatına sahibiz. Memleketlerimizden gelirken valizimize koyduklarımızı önümüze serelim. Yeni rolümüze uygun olmayanlardan vazgeçmek zorunda değiliz yine en kıymetli köşemizde saklayalım ancak role uygunluk için evrilebilecekleri evirelim. Sıkı sıkıya bağlı kalmak yeni filmimizde bize verilen rol için uygun olmayabilir. Farklı roller için çıktık bu yola ve buna evrilmek de bizim görevimiz. Duvarlarımızı yıkalım. Duvarların ne bize ne de başka rollere faydası dokunmayacak. Kaybetmeyeceğiz, aksine kazanacağız, yenileneceğiz. Yine memleket türkülerini duyunca burnumuzun direği sızlayacak, yine yağmurdan sonraki toprak kokusunu koklayınca çocukluğumuza döneceğiz, yine kalbimiz uzaklarda atacak ama eksilmeyeceğiz, çoğalacağız. Sahip olduğumuz değerlere yenilerini ekleyeceğiz.

Kendi sahnelerimizin yıldızıyız her birimiz. Kendi rollerimizi yaşadığımız coğrafyaya göre uyarlayabiliriz. Hapsolmayalım, hayata karışalım. Bu sahne bizim. Bu hayat bizim. Her coğrafya bambaşka bir dünya, yepyeni bir rol. Yeni olmasının en güzeli de bambaşka olabilecek olması. Evren’e ne istediğimizi söyleyecek ve istediğimiz hayatı yaşayabilmek için cesaretimizi toplayıp, gerekirse gözümüzü karartarak, hayatımızın sahnesinin başrolü olduğumuzu kendimize sürekli tekrarlayarak, anı yaşayacağız. Carpe Diem sevgili okur! 🙂 Bu hayat, bu sahne, bu rol bizim…

Anıl Çetli
Melbourne, Victoria

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu