Anıl’ın Güncesi: HAYAT BULAN FOTOĞRAFLAR

0
340

Doğduğumuz, büyüdüğümüz, yaşadığımız yerler, dünyalar bambaşka. Ne şekilde yaş aldıysak o koşullar bizim kişiliklerimizi, zevklerimizi, hobilerimizi etkiledi. Yapmaktan zevk aldığımız şeyler tıpkı bizler gibi çeşitli, rengârenk, bin bir çeşit. Hayat koşullarımıza göre oluşmuş olan alışkanlıklarımızın, iç dünyalarımızın yansımaları, hobilerimizdir. Hobilerimizse, seçimlerimizden oluşmuş küçük patikalardır. Sadece eğlenceye çıkan patikalar değil, çoğu zaman bilgiye açılan patikalar olarak da hayatlarımıza yol gösterirler. Hobilerimiz aslında bizleri mi tanımlamıyor, ne dersiniz?

Ben şu an sizlerin okuduğu yazımı bir kütüphanede yazıyorum. Yazı masamın hemen yanında dev pencereler var.  Kütüphanede ve ağaçlardan oluşan, rengârenk çiçeklerle kaplı arka bahçede aynı anda bulunabiliyorum. Hem ben dinleniyorum hem ruhum huzurla doluyor hem de sizlerin okurken iç sesi olabileceğim yazımı yazıyorum. Yan masamda sessizce kitap okuyan iki minik var. Okudukları kitapların içeriğinde şaşırdıkları kahramanları anlatıyorlar birbirlerine arada sırada. Heyecanlılar, keşfediyorlar. İlk kez karşılaştıkları detaylara sessizce gülmeye çalışıyorlar. Ne dersiniz, onları da bu alışkanlıkları zaman içerisinde şekillendirir mi? Kütüphaneye gelip zaman geçirmek hobileri olur mu? Büyük ihtimalle olacak!

Sizlere bu yazımda ilginç bir hobimden bahsetmek istiyorum. Beğendiğim ya da bana ilginç gelen mekânların fotoğraflarını saklamayı ve hayat bulacağı anı beklemeyi seviyorum. Avustralya’ya gelmeden önce gördüğüm an beni heyecanlandıran ve huzur veren fotoğrafların hepsini biriktirdim. Şu ana kadar bazıları hayat buldu ve kendi mucizelerini yaşattı.

Botanical Gardens’a herkes gitmiştir diye düşünüyorum. (Türkiye’deki okurlarım; İnternet’ten ilk gördüğünüz fotoğrafa bakmanızı isteyeceğim.) İşte tam orada yer alan gölün etrafında oturup saatlerce sessizce doğayı dinlemeyi hayal ettiğim birçok anım oldu. İstanbul’daki iş bilgisayarımın arka ekranı o kusursuz yeşilliklerden oluşmuş, rengârenk çiçeklerin arasında kaybolmuş tek bir banktı. İş stresi arasında kaybolduğum zamanlarda beni iyileştirirdi.

Avustralya’ya ilk geldiğimde hemen oraya koştum. Sanki uzun zamandır tanıdığım birisi ile karşılaşmak gibiydi. Fotoğrafların hayat bulmasını aslında bu yaşattığı histen ötürü seviyorum. O anın içerisine girebilmek, sanki fotoğraf karesine adım atmak gibi. Bir anda, bir adım atıyorsunuz ve fotoğrafın içerisindesiniz. Adeta canlanıyor. Hayat buluyor bir anda. Bir fotoğrafın hayat bulması ve içerisine girebilmek mucizevi geliyor bana.

Ben bunu henüz yaşamadığım anlar için yapıyorum. Gelecek için. Fotoğraflar aslında yaşanmışlıkların yansımalarıdır çoğu zaman. Ben geleceğin yansıması olarak görüyorum. Daha önce bu şekilde düşünmediğinizi biliyorum. Bu gözle de bakabilmenizi sağlamak da benim yazılarımın görevi. 🙂 Okuduğum kitapları ya da hikâyeleri yazan kişinin hayatının penceresinden baktığımı düşünerek okurum. Bana en özelini açtığını hissederim. Benim yazılarımı okurken de benim dünyamın içerisine bakabiliyorsunuz. Yaşanmışlıklar ve yaşanacakları birlikte oluşturuyoruz belki de kim bilir… Şu an da yazımı okumanızın da mutlaka bir sebebi vardır, değil mi?

Geçmişi o anda saklayabilen fotoğraflarımız neden geleceğimize de hayat vermesin? Bir düşünün bunu sevgili okur…

Sevgilerimle…

Anıl Çetli
Melbourne, Victoria

*Aralık 2018’den itibaren yazılarım her ayın ilk Çarşamba günü sizlerle buluşacak. Ben de daha çok fotoğraf biriktirip, hayat bulmasını izleyerek sizlerle en özellerini paylaşmaya devam edeceğim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here