Anıl’ın Güncesi: GELECEĞE MEKTUP

4
394

Geçmişe duyulan özlem gibi, geleceğe de bağımlıydık aslında her birimiz. Hep içimizde geçmiş günlerin hasreti ile yaşadık, aynı anda daima geleceği düşledik. Ne geçmiş geri geldi, adı üstünde geçmişti bir kere, ne de gelecekte beklediklerimiz ile tamamlanıp, oldum diyebildik.

Böyle oyalanırken de ‘anı’ yaşamayı yarım yamalak sürdürdük. Belki de hiç yaşayamadık ve zamanla yaralandık.

Geçmiş ve gelecek kavgası içerisinde anı yaşamayı unuttuk dedim ya unuttuğumuz bir diğer şey de insanlar oldu. Yalnızlaştık, hırçınlaştık, sürekli ‘ben’ der olduk. Bizlerden başka kimsenin önemi kalmadı gözümüzde. Neden önemi olsun ki…  Şu an da yaşayamıyorken bir başkası olmuş olmamış ne fark ederdi! Hep geçmişe gözlerimizi dikip, gelecekten bir ışık bekledik. Şu anda yaşanan çok fazla anı olmayınca da, sadece benler ve egolar ele geçirdi her birimizi, tüm varlığımızla.

Artık geçmişi bir sandığa kapatalım.

Geleceğe bir mektup yazalım.

Anı yaşamaya başlayalım.

Anda var olup yaşamı özümsemeye başlamazsak mutsuzluktan kurtulamayacağız. Sadece ‘ben’ler var olacak. Sadece umut ederek değil de gerçekleştirerek yaşayalım. Anda yaşayamıyor, anda üretemiyorsak geçmişten ders alıp gelecek için ümit beslemek neden? Hayatın karmaşası içerisinde boşa harcanacak zamanlardan çok daha iyisini yapabiliriz. Simyacı kitabındaki gibi, hep hayal kurmuş ama bu yolda bir adım atmamış mısır patlatıcısı gibi olmayalım. Dünya hazinelerle dolu! Yeter ki kalbimizde bu hazinelere yer açalım.

Bu günden 1 yıl sonraya bir mektup yazalım. 1 yıl sonra bu mektubu okuyalım. Bu sefer yapamadıklarımızı yapmaya, eksiklerimizi tamamlamaya, hayallerimizi ana taşımaya başlayalım. Mektubumuzu zamanı geldiğinde okuduğumuzda bambaşka birisi olacağız. Yaşamak istediklerimizi o ana kadar yaşamış ve yenilerine hazırlanıyor olacağız. Geçmişe bakıp, geleceği beklemiyor anda yaşıyor olacağız.

Şu andan geçmişe selam, geleceğe merhaba, yeni güne umutla…

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here