Anıl Çetli

Anıl’ın Güncesi: BİR AĞACA SARILMAK

Cağaloğlu’nda başlar İstanbul’daki tüm şanslı yayıncıların hikâyesi. Bana da, 5 yıl meşhur Cağaloğlu yokuşunu her gün aynı heyecanla çıkmak nasip oldu. Yeşile olan tutkum; İstanbul Gülhane Parkı’nda, güneş ışıklarının adeta spot altında parlattığı, parktaki yüzlerce ağaçtan apayrı bir güzelliği olan ceviz ağacını gördüğüm an başladı.

Her mevsim ayrı güzeldir Cağaloğlu yokuşunda. İlkbahar’da etrafa yayılan rengârenk çiçeklerin mis gibi kokusu, yazın yıllanmış çınarların gölgesinde, kocaman yaprakların altında öğle molaları, sonbaharın tatlı hüznü ile yüzlerce ağaçtan yerlere süzülen yapraklar ve kışın Cağaloğlu yokuşunu sonsuz beyaza boyayan kar tanecikleri…

Bir ilkbahar günü iş çıkışı soluğu Gülhane Parkı’nda aldım. Lale mevsimidir ilkbahar İstanbul’da. Baharın gelişini müjdeler. Binlerce lale arasında çimlere uzandım. Yanımda en sevdiğim yazarın kitabı. Kitabımı okumaya kısa bir ara verip yapraklardan süzülen güneş ışığını izlemeye başladım. Rüzgar ile hareket eden yapraklar, güneş ışığı ile birleşince adeta ağaçlar dans ediyor hissi veriyordu. İnsanı dünyadan koparan ve alabildiğine mutlulukla dolduran o an, kafamı hafifçe yana doğru çevirdiğimde tam karşımda duruyordu. Tüm yeşilliğin içerisinde sanki sadece ona ait yüzlerce spotun altında ışıl ışıl parlıyordu. Nicelerini kendine hayran bırakan, Ceviz Ağacı.

Yeşil, sonsuz huzur demek. Yeşil , doğa ananın bize sunduğu hediye. Yeşil, nefes… Yeşil eksik olursa insanoğlu yarım… Bunu İstanbul’da geçirdiğim 8 yılda daha iyi anladım. Avrupa Yakası’ndaki evimin içi ne kadar yeşil bir mutlulukla kaplı olursa olsun,  dışarısı bir o kadar gri bir hüzünle dolup taşıyordu. Yollarda, apartmanların arasında kaybettiğim nefesimi Gülhane Parkı’na koşarak hayatta tutmaya çalışıyordum. Sürekli bir doyumsuzluk, sürekli huzura duyulan o açlık. Kısa ziyaretlerle depolanan ile yetinme çabası. Her şey tamam olsa bile, ruh hep eksik kalıyordu. 7 tepeli güzel İstanbul’un sunmak istediği ama 7’den 70’e herkesi aç bıraktığı yoksunlukla savaşma, yaşamaya çalışma hali…

Avustralya’da bunun tam tersi olduğunu biliyordum ama açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Sahip olunan sonsuzluğu gördüğümde önce kıskandım. Sonra üzüldüm. Ve yeşile bulandıkça tarif etmenin imkânsızlaştığı o huzuru memleketime de götürmek istedim. Ne çok ihtiyacımız vardı o huzura… En çok ömrünün yarısı orada geçenler hissedebilir bu eksikliği.  Kendi mutluluğuma, yolumun her kesiştiği insanı da eklemek isterdim. Oysa her yokuş Cağaloğlu’ndan Gülhane Parkı’na inmek gibi olsa fena mı olurdu?

Avustralya’ya ilk geldiğim hafta sonu Portsea’ye gittik. Ardından bir hafta sonra Philip Island’a. Yeşile, bir de mavi ekleniyordu buralarda. Her sonsuz yeşilin sonu, sonsuz maviyle ve ardından gökyüzü ile buluşuyordu. Gözün gördüğü her yer alabildiğine yeşil, alabildiğine mavi. Her yerde duraksıyor,  o anı hafızama kazımak için çabalıyordum. O sonsuzluğun içerisinde insanı ele geçiren ağaçlara sarılma hissi. Siz hiç buna kaptırdınız mı tüm benliğinizi? Her ağaca koşup sıkı sıkı sarılma hissi… Yeşil eksikse, mavi eksikse, yeşil yok oluyorsa ve maviye dokunmak yasaklanıyorsa insan da eksik kalıyor. İnsan da, ruh da yarım kalıyor.

İnsanoğlunun zevkleri birbirinden farklı ama ruhun ihtiyacı, açlığı hep aynı. Dünya’nın her yerinde yaşayan ve buna sahip olanlar bunu görmez olmuş, sahip olmayanlar ruhlarının açlığı ile savaşta. Alışmayalım, her ağaca koşup sarılalım. Ruhumuz doysun, biz doyalım.

Eksiklerimiz bizi tanımlıyor. Eksik kalmışlıklarımız, eksik bırakılmışlıklarımız. Sizlerden bir isteğim var. Yazımı okuduktan sonra yeşile koşmanızı istiyorum. Hatta yazımı bir kere de orada okumanızı istiyorum. Dünya’nın neresinde olursak olalım, bulalım o huzuru. Hep birlikte o enerjiyi sevdiklerimize, yaşadığımız ülkelere, ardımızda kalanlara, önümüze çıkacaklara gönderelim. Griyi yeşile boyayalım. Hepimizin yeşile, hepimizin ağaçlara sarılmaya ihtiyacı var.

Bu yazıyı okuduktan sonra koştuğun yeşilin fotoğrafını benimle paylaş ki herkese dokunsun yeşilin. Bekliyorum… Sonsuz yeşile, sonsuz maviye, sonsuz huzura kavuşan güzel, huzurlu yarınlara…

İlk fotoğraflar benden olsun.

Anıl Çetli
Melbourne, Victoria

PORTSEA 29.EYLÜL.2018

PHILIP ISLAND 06.EKİM.2018

*Çektiğin fotoğraflardan bana göndermen için email adresim: cetlianil@gmail.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu