Anıl Çetli

Anıl’ın Güncesi: AVUSTRALYA’DA BİR ADANALI

Türkiye’de Adanalı olmak bir başkadır. “Nerelisin?” diye sorulunca “Adanalıyım” diye cevap vermem bundandır. Adanalı olmak, özgür olmak demektir. Adanalı olmak çocukluğunu doyasıya yaşamış olmak demektir. Adanalı olmak sıcağa koşmak, soğuktan kaçmak demektir. Adanalı olmak candan olmak demektir.

Benim çocukluğum, ilk gençliğim alabildiğine özgür, alabildiğine sokaklarda koşarak, oynayarak geçti. Daha sonra her yaşadığım şehirde aynı özgürlüğü aradım durdum. Üniversite yıllarımda Kıbrıs’ta aynı özgürlüğe sahip olduğum zamanlar oldu. Daha sonra İstanbul’da kaybettim bu özgürlüğü. Ruhumun alışmış olduğunu kaybetmek sessizleşmek, yalnızlaşmak demekti benim için. Milyonların arasında tek kalmak… Eğer yaşadığınız yerde kendinize ayıracak zamanınız yoksa, bir yerden diğer yere gitmek çile çekmek demekse, arkanıza bakmadan yürüyemiyorsanız, evinizin içinde bile güvende değilseniz, bu yaşamak değil! Bu zaman geçirmek, zaman doldurmak… Peki neden?

Özgürlük deyince akla çok büyük içerikler gelir çoğu zaman. Büyük içerikler, büyük kapsamlar, büyük tanımlamalar… Benim anlatacağım özgürlük basit, minik ayrıntılarla başlıyor ve aslında hayatımızı kuşatıyor. Küçük detaylardan doğan, büyük etkileri olan özgürlüklerimiz. Rahatça yürüme özgürlüğü, sessizliği yaşayabilme özgürlüğü, kuş sesi duyabilme özgürlüğü, doğaya her an kavuşabilme özgürlüğü, mutluluk özgürlüğü, kahkaha özgürlüğü, güven özgürlüğü… Avustralya’da özgürlüğe yeniden kavuştuğumu hissediyorum. Bugünümden bahsedeyim sizlere. Sabah erken kalkıp doğa da saatlerce yürüyüş, bazen kısa molalarla denizin güzelliğini depolama, bu haftaki yazımı yazmak için çok güzel bir parka geliş, güzel bir bank seçme ve saatlerce sessizlik özgürlüğü, kuş sesi duyabilme özgürlüğü, doğa ile iç içe olma özgürlüğü… Bu haftaki yazımı nerede yazdığımı da son sayfaya görebilmeniz için ekleyeceğim. O fotoğrafa baktığınızda; özgürlüğü göreceksiniz. Özgürlük nedir ki? Bence mini minnacık detayların birleşerek, dev bir dünya oluşturmasıdır. Ya sizce?

Avustralya’da yaşayan bir Adanalı olarak, Avustralya’da özgürüm bunu hissedebiliyorum! İlk ayımı doldurduğum bu ülkede Adana’dan getirdiğim bavuluma özgürlüğü ekledim. Zaman içerisinde rafa kaldırdığım özgürlüğüme yeniden kavuştum.

Gözlemlediğim çok ilginç detaylar da oldu bu süreç içerisinde. Bunları da paylaşmadan geçmemeliyim. Hava durumunun bir anda değişmesi ile başlamalıyım. Adanalı olarak hayatımın en garip hava durumu ile karşı karşıyayım sanırım. Sabah evden tişört ile çıkıp akşam eve bere ile dönebiliyorum mesela. Sürekli sıcak havaya maruz kalmaya alışmış olan beden şoka uğramıyor değil. Diğer bir detay insanların sokaklarda ayakkabısız yürüdüğüne birçok kere şahit oldum. Seviyorlar o şekilde dolaşmayı. Ailece dolaşanlarla da karşılaştığım oldu. İlginç bir detay. Her türlü kıyafetin altına parmak arası terlik giymek, hatta çorapla parmak arası terlik giymek de gayet doğal bir seçim. İnsanların sürekli spor yapmasını doğanın ve olanakların değerlendirilmesi olarak görüp doğal karşılamaya yeni yeni başladım. Özel yürüyüş-koşu yolları, süper bisiklet rotaları, tüm aile hatta köpekler de dâhil edilerek sürekli yapılan spor aktiviteleri Avustralya’nın bir parçası adeta. Sizlerin de bildiği gibi trafik sol şeritten ilerliyor Avustralya’da. En çok korktuğum ve en çabuk alıştığım şey bu oldu sanırım. Hoşuma giden ve yine farklı gelen detay; yollara her ayrıntısına kadar çizilmiş kurallar. Saygılı sürücüler, acele etmeden tüm kurallara uyarak ilerleyen arabalarla birleşince en korkulan detay en kolay adapte olunan detaya dönüştü. Örümcekleri de eklemeden geçmemeliyim. İlginç bir doğa ve hayatımda karşılaşmadığım yüzlerce canlı türüne ek olarak örümceklerle yaşama kabiliyetini de geliştirmem gerekti. Bu yaşıma kadar örümcekleri öldürmemiş, görünce alıp bir yere bırakmış bir insan olarak en minik örümcekten bile kaçmam gerektiğini öğrendiğim an yaşadığım duyguları tarif etmem imkansız. Anlatılmaz, yaşanır cinsten bir andı. Doğa onların yaşam alanı ve biz bu yaşam alanının içerisine girerek evlerine girmiş oluyoruz. Bu da örümcek özgürlüğü.  Saygı duyarak kaçmayı öğrenmek gerekiyor. 🙂 Her yerde örümcek ağı görmek ve alışmaya çalışmak konusunda şu an biraz gerilerdeyim. Bu konu için zamana ihtiyacım var. Ve tabii ki Avustralya’nın simgesi Kangurular. İlk defa gördüğüm ve sevme şansını yakaladığım müthiş canlılar. Benim gibi hayvan sevgisi ile dolu olan bir insan için paha biçilemez bir andı. Elimden beslenmesi ve kendini sevdirmesi, güvenle yaklaşması… Doğaya nasıl yaklaşırsan sana o şekilde karşılık verdiğine inanıyorum ve buna göre davranıyorum.

Bu güzelliklerin değerini yitirmemesi gerekiyor. Bunun için de ilk yazımda bahsettiğim ritüeli uyguluyoruz. Ne zaman değerli detaylara alışmaya başlarsak, her ne olursa olsun; ilk gördüğümüz, ilk sahip olduğumuz, ilk sevdiğimiz anı kendimize hatırlatıyor ve aynı duygularla kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Özgürlük küçük detayların bir araya gelerek paha biçilemez bir hayat alanı oluşturması hali. İşte tüm bu detaylar birleşiyor ve büyük bir özgürlük sunuyor insana. Bir Adanalının Avustralya’da yaşama hikâyesi de böyle başlıyor…

Anıl Çetli
Melbourne, Victoria

      22.EKİM.2018 BLACK ROCK, MELBOURNE

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu