Anıl’ın Güncesi: AVUSTRALYA’DA BİR ADANALI-2

4
500

Avustralya maceram neredeyse bir yıl önce başladı. Hemen hemen her gün birçok detayı ilk kez deneyimlediğim anlar yaşamaya devam ediyorum. Bu bir yıla ne çok şey sığmış ki, on yıllık tecrübe biriktirmiş gibi hissediyorum. Bambaşka kültürler, çeşit çeşit insan, farklı bakış açıları, birbiriyle hiçbir alakası olmayan beklentiler… Hayatınız boyunca deneyimlediğiniz birçok şeye yeni anlamlar yüklemeniz gerekiyor. Önyargısız bir güncelleme… Var olan düşüncelerden sıyrılıp yeni tanımlamalara izin verme yetinizi doruk noktasında tutmalısınız. Yeniden doğmanın bilge versiyonu sayılabilecek bir durum söz konusu. “Şimdiki aklım olsa” deyimi ile başlayan cümleleri yaşama fırsatı sunuyor insana adeta.

Adana’nın ağustos sıcağında doğan ben, Melbourne’ün ağustos soğuğunda kutladım bu sene doğum günümü. Hayat bizleri hiç beklemediğimiz zamanlarda, bambaşka yerlerde, ta en başından başlamaya mecbur kılabiliyor. Doğum günümün ayında, şükürlerimden birisi de deneyimlediğim yeni hayatım. Her gün bambaşka bir macera, monotonluktan eser yok, oturmuş bir rutin yok… İlerde bir rutin otursa dahi; bunca kültür, bunca çeşitlilik arasında monoton bir sürece takılıp kalabileceğine asla olanak vermiyorum.

İstanbul’daki hayatım bir süre sonra ev-iş ekseninden nadiren çıkan bir duruma dönüşmüştü. Yapılacaklar belli ve olanaklar kısıtlıydı. Avustralya’daki çok kültürlülüğün artılarından birisi de her gün bambaşka bir hayata tanık olabiliyor olmak. Sanırım en çok sevdiğim tarafı bu! Bir sınıf içerisinde yirmi kişi varsa, yirmi kişi de bambaşka kültürden gelip bambaşka kapılar açabiliyor insana. Her gün başka bir ülkenin hayatına şahit olmak, alışkanlıklarına şaşırmak, yepyeni şeyler öğrenmek beni dönüştürüyor. Her gün yeni şeyler öğrenmek için ekstra bir çaba göstermeme gerek kalmadı. Her gün yeni bir bilgi öğrenmemi isteyen bir babanın kızıyım ve ayrıca yakından takip edilir öğrenip öğrenmediğim. “Bugün ne öğrendin?” sorulu telefon konuşmalarımızda babama anlatmak için bazen Google amcadan yardım aldığım günler olurdu… Şimdilerde durmaksızın akan bir bilgi kaynağına sahibim. Bu macerayı kalpten seviyorum. Bu maceranın hayatıma dönüşmüş olmasına çok memnunum.

Avustralya’da bir Adanalı yazı dizimin ikincisi hala ilki kadar heyecanlı ve eminim her zaman öyle devam edecek! İlk yazımı Avustralya’ya geldiğim ilk ayımda yazdım. O günden bu güne birçok şey değişti hayatımda. Hayat bize bambaşka roller sunabilir ve hatta hayatımızın yarısına gelmişken en baştan başlamamız bile gerekebilir… Doğduğumuz ayın mevsimine kadar değişmiş olabilir… Önemli olan tek bir şey var sevgili olur; bavulumuzda getirdiklerimizi yeniden başlayan hayatımıza adapte edecek cesareti göstermek.

Bu yazımı okurken Avustralya’da ilk ayını yaşıyor olabilirsin ya da bunca farklılık arasında kendini nasıl konumlandıracağına emin olamayabilirsin. Her adaptasyon, her vazgeçiş, her seçim sancılı bir süreçten geçer. Sahip olduklarından vazgeçmene sebep olsa bile ait olduğumuz yere kök salıyoruz. Farkında olmamız gereken en önemli ayrıntı; şimdiki aklımızla, geleceği selamlıyoruz. Paha biçilemez bir deneyim bu sevgili okur!

Sevgilerimle.

Anıl Çetli
Melbourne

4 YORUMLAR

  1. Ogrenmenin yasi yoktur ama ogrenmek icin istekli olmak gerekir.. Ogrenmeye acik oldugun surece de hayatindan macere eksik olmuyor ve monotonluktan uzaklasiyorsun..
    Anil’cim ne mutlu sanaki ogrenmeye/bilgiye aclik hisseden bir kisilige sahipsin.. yine guzel yerden vurgulamissin.. kalemine saglik..

  2. Ne güzel bir paylaşım.O kadar doğal ve akıcı yazılmış ki insan okurken farklı duygular içerisine girerek bulunduğu yerden uzaklaşarak keyifli bir gezintiye çıkıyor.Bir anlık ta olsa bu duyguları yaşamak keyif verici.Sayenizde yaşıyoruz.Anıl Hanım yüreğinize kalemize sağlık.Daha fazla anıları biriktirmeniz dileğiyle sağlıklı uzun ömürler dilerim.Yaş gününüz kutlu olsun.Selamlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here