Anıl Çetli

Anıl’ın Güncesi: 1 BAVULA NE SIĞABİLİRDİ?

Türkiye’den Avustralya’ya taşınacağım zaman yaklaşıyordu. Dört gözle beklediğim ama bir o kadar da mesafesinden ürktüğüm yolculuğuma günler kalmıştı. Yepyeni bir hayata başlayacak olmanın verdiği heyecan ve hâlihazırda yaşadığım hayattan kopacak olmanın verdiği korku…

“Yeni” kelimesinin tam anlamını yaşamaya hazırlanıyordum. Yeni ev, yeni arkadaşlar, yeni iş, yeni dil, yeni iklim… Tüm dünyam değişecekti. Doğduğum ve büyüdüğüm yarım küre bile geride kalacaktı. Heyecanımın yanında içimde tarif edemediğim ve beni son günlere doğru ele geçiren kafamın içinde hiç susmayan iç sesim vardı.

Biletim alındıktan sonra tam bir geri sayım başladı. Bavulum önümde, doğduğum evde bir anda donup kaldım. 1 tek bavulum vardı. 1 bavula ne sığabilirdi? Hangi anılarım için yeterdi? Ailem, arkadaşlarım, işim, evim, alışkanlıklarım, hayatım…

Bütün bunlar nasıl sığacak diye düşünmeye başladım. İçimden duygular taşıyor, ellerim titriyordu. Bu kadar yaşanmışlık, hatıralar, en güzel çocukluk anılarım, dostlarımla geçirdiğimiz zamanlar, ailem… Her birini özenle saklamam ve bavulumda benimle birlikte dünyanın öteki ucuna taşımam gerekiyordu. Asla hiçbirinden vazgeçemezdim. Kararlıydım!

İlk başta kalakaldım ve sonra ilk olarak çocukluğumu katladım. Okuldan eve geldiğimde burnuma gelen yeni kızarmış ekmek kokusunu, yağmur yağdığında bahçemizdeki kiraz ağacından yere düşen yağmur damlalarını, toprak, memleket kokusunu, evimde olmanın verdiği güven hissini, ailemin huzurunu ve koşulsuz sevgisini yerleştirdim bavuluma, özenle. Annemin saçlarımı tarayışını, babamın asla yenilmez bir süper kahraman oluşunu, kardeşimin kahkahalarını, güzel yüzünü…

Ardından ilk gençliğimi koydum bavuluma. Can dostlarımı, sırlarımızı, et ve tırnak oluşumuzu. Kan kardeşimi de geride bırakamazdım. Oysa ne çok korkmuştuk elimizi minikcik keseceğiz diye. İstanbul’a ilk geldiğim günü ve korkusuzluğumu da koydum bavula. Buna çok ihtiyacım olacaktı, biliyordum.

Başarılarımı, başarısızlıklarımı, bana her daim yol gösteren idollerimi, kazandıklarımı, kaybettiklerimi, yolumun kesiştiği her güzel insanı… Hiçbirini arkada bırakmadım. Bavulum da anılarımla büyümeye başladı.

Ve gidiş günüm geldiğinde ülkem de diğer eşyalarım gibi ardımda kaldı… Ama bavulum ağzına kadar doluydu. Şimdi yeni hayatımda, yepyeni başlangıcımda yeni anılar biriktirme zamanı. Öğrendim ki; 1 bavula ne kadar çok şey istersek o kadar çok şey sığdırabilirmişiz. Korkum uçtu gitti. Yerini huzur kapladı.

Hayat felsefem olarak benliğime işlediğim bir ritüelim var: Ne zaman sahip olduğum hayatın güzelliklerinden şüphe duyarsam o hayatı kazanmak için neleri feda ettiğimi, ilk başladığım anı, ilk heyecanımı düşünürüm.

Ve yeniden en baştan o güzel duygularla kaldığım yerden devam ederim. Şimdi bu felsefenin izinde Avustralya Postası’nda belki de unuttuğunuz ve yeniden hatırladığınızda içinizi huzurla dolduracak anılara sesleneceğim. Bavulumuzu birlikte dolduracağız.

Yaşanmışlıkları koruyacak, yeni güzellikler ekleyeceğiz. Kalbimizi dolduranlardan asla vazgeçmeden… Merhaba yeni hayat, merhaba yeni bavul…

Anıl Çetli
Melbourne, Victoria

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu